Tyler, the Creator’un 8.stüdyo albümü ‘Chromakopia’ geçtiğimiz haftalarda bizlerle buluştu.
Hızlı bir duyuru ve çıkış sürecinden geçen albüm (neredeyse bir hafta) Tyler’ın en iyi çıkış yapan ve dinlenme rekorları kıran yılın en hit albümüne dönüştü.
Konsept ve Metafor: Renklerden Korkudan Renkli Alter Ego’ya

Chromakopia için rahatlıkla Tyler’ın kariyerindeki en sofistike ve bireyselleştiği albümü diyebiliriz. Aslında kelime itibariyle kromafobi dediğimiz renklerden korkma anlamına gelen fobiyle benzerlik gösteren albüm ismi ve konsepti, duyuru esnasında yayınlanan kliplerin siyah beyaz başlayıp (tıpkı kapaktaki gibi) sonunda renklenmesi metaforu ile de güçlendirilmiş.
İç Çatışmalar ve Yüzleşme
Renkler üzerine olan bu konsepti ise bizce şuraya yorabiliriz. Kendi iç çatışmalarına sebebiyet veren yanlışlar üstüne kurulu olan bir hayat realitesi ile yüzleşmesinin ardından ( bu hatalar için Hey Jane ve Like Him şarkılarına odaklanabiliriz.) bütün bu defterleri kapatacak olan renkli bir alter ego’nun yaratılması (St. Chroma) albümü besleyen ikiliklerin ve zıtlıkların temel anlatımı.
10/10’luk Prodüksiyon
Müzikal açıdan albümü ele alacak olursak Tyler’ın prodüksiyon açısından yine 10/10’luk iş çıkardığı bir albüm var elimizde. Müzikal yeteneğini kullanmaktan ve her albüm bizi farklı bir ‘sound’ ile karşılamaktan çekinmeyen bir Tyler var ve yine bunu dinleyiciyi tamamen içine alarak yapabiliyor.
Konsept Albümün Zorluğu ve Tyler’ın Başarısı

Konsept albümlerin en kritik noktası anlatmak istediği hikaye veya ana fikri albümün bütün noktalarına taşıyabilmek ve seyirciyi bu şekilde kapmasıdır. Bunu başarabilmek oldukça zor açıkçası ve Tyler bunu başarmayı öğrenmiş bir sanatçı olarak her seferinde daha da emek verilen detaylı bir eser çıkarıyor ortaya ve çıta biraz daha yükseğe çıkıyor.
Endüstrideki Anlam Arayışında Chromakopia’nın Önemi
Birden fazla türü kendi yapılarının dışında kullanan Tyler her şarkıda farklı bir atmosfer yaratırken şarkılar arasındaki bütünlük de şaşılası derecede başarılı.
Müzik endüstrisinin geldiği durumda günümüz şarkıları ve albümleri çoğunlukla bir anlam içermeyen (her açıdan) ve direkt olarak ‘fast food’ gibi topluma sunuluyor. Bu noktada, Chromakopia’nın başarısı çok önemli bir yerde duruyor.


