The Beach Boys, Amerikan gençliği için çok özel bir yerde oldu tarih boyunca. 2. Dünya Savaşı sonrasında doğan çocukların gençliği keşfettiği yıllarda ortaya çıkan grup, dillere pelesenk olan şarkılarıyla hem surf rock’ın atası oldu hem de birçok prodüksiyon tekniğini ana akım müzik dünyasıyla buluşturdu. Buradaki aslan payını kısa bir süre önce kaybettiğimiz Brian Wilson’a vermemiz gerekiyor. Çünkü hem hit şarkı yazmakta hem de bu şarkının teknik tarafıyla o güne kadar kimsenin uğraşmadığı kadar uğraşmıştı Brian Wilson. Lakin takvimler 1966’yı gösterene kadar işin bu tarafı fark edilmemişti. The Beach Boys denince akla ‘I Get Around’, ‘California Girls’ gibi klasikler geliyordu. Bu durum, 16 Mayıs 1966’da değişecekti.
Pop Müziği Değiştirmek

Dostoyevski, Gogol’ün Rus Edebiyatı’ndaki etkisini, “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık” diyerek özetler. 1960’ların ortaları, Amerika’da toplumsal dönüşümlerin hızlandığı yıllardı. Bir yandan Vietnam Savaşı geri dönülemez bir noktaya ilerlerken baby boomer olarak adlandırılan nesil, bireysellik, özgürlük ve yeni kimlik arayışlarına yöneliyordu. “Pet Sounds”, işte bu arayışın müzik dünyasındaki karşılığı oldu. Albüm çıkmadan önce The Beach Boys, yaptığı eğlenceli aşk şarkılarıyla bilinen bir gruptu. “Pet Sounds”tan sonra pop müziği değiştiren grup oldular. Albüm, basit aşk şarkılarından çok daha derin, duygusal ve varoluşsal bir dünyayı gözler önüne seriyordu. ‘Wouldn’t It Be Nice’, ‘Sloop John B’, ‘God Only Knows’ ve ‘Caroline, No’yu dinleyince durumu anlamak kolaylaşıyordu.

1960’lar dünyasında alışılagelen temaların dışında bir şey anlatıp farklı prodüksiyon teknikleri denemek maddi açıdan pek de sağlıklı bir karar değildi. “Pet Sounds” yayınlandığında ticari açıdan oldukça ortalama bir iş yaptı. Çünkü Amerikan gençliği surf rock yapan, eğlendiren ve basit aşk şarkıları yapan bir grup istiyordu. Gelgelelim bu albüme kucak açan ülke İngiltere oldu. 60’ların en büyük grubu olan The Beatles, “Pet Sounds”u dinledikten sonra müziğe başka bir yerden yaklaştılar. Paul McCartney, ’God Only Knows’u gelmiş geçmiş en güzel şarkılardan biri olarak tanımlarken hayranlığı bu kadarla sınırlı kalmayacaktı. The Beatles’ın “Revolver”da başladığı deneyselliğe, “Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band” albümünde sıkı sıkıya sarılma motivasyonu oldu. Toparlamak gerekirse, Dostoyevski’ye The Beatles, The Beach Boys’a da Gogol diyebiliriz bu hikayede.
Miras
Günümüzde değil 60 sene, 60 gün boyunca radarda kalan bir albüme denk gelince ‘vay be’ derken buluyoruz kendimizi. “Pet Sounds”, önümüzdeki sene 60. Yaşını kutlayacak ve sanki 60 gün önce çıkmış kadar taze kalmayı başaracak. En büyük mirası ise bu değil. 1970’lerden günümüze onlarca müzisyen için bu albüm bir dersti. Dersine iyi çalışıp “Pet Sounds”u sindiren isimler sonraki 10 yıllara damga vurdu. David Bowie, Radiohead, Tame Impala, R.E.M., U2 ve niceleri “Pet Sounds”un etkisini müziğine yansıttı.

Albüm, Rolling Stone’un “Tüm Zamanların En İyi 500 Albümü” listesinde zirveye kadar yükseldi ve hâlâ popüler müziğin sınırlarını zorlayan bir başyapıt olarak değerlendiriliyor. Bugün, “Pet Sounds” yalnızca bir albüm değil, iki kutuplu dünyanın yaşadığı onlarca değişime rağmen değişmeyen sayılı şeyden biri. Gençlerin ve gençliğin, müzikle bağ kurduklarında zaman tanımadığının ispatı.
- Puan: 10/10
- Tür: Pop
- Yayın: 1966
- Süre: 37 dakika
- Label: Capitol Records
Ürün sayfası ve detaylar için Beatsommelier websitesine göz atabilirsin!



Pet Sounds piyasaya çıktığında hem grup içinde hem de Capitol Records tarafında eleştirilmişti. Capitol Records görevlileri, kolay para istedikleri için albümün doğru düzgün tanıtımını bile yapmamışlardı. Capitol Records albümü piyasaya pompalamak yerine Best Of 2 albümünü çıkartıp para kazanmayı tercih etmişti. Bu yüzden zaten anlatılması zor olan albümün satışları vasat kalmıştı. Sloop John B. şarkısı ile satış hızı yakalandı da ticari kısım biraz olsun dengelendi. Şayet Capitol Records albümün ve Brian Wilson’un değişim isteğine uyum sağlayabilseydi -ihtimal- hem albüm ticari olarak başarılı satardı hem de müzik tarihindeki taşlar farklı yerlere oturabilirdi…