Batıkan Baksı, Onno Tunç’un uzun kariyerine ve Türk popuna kattıklarına odaklanıyor.
Her insanın dünyaya gelirken bir misyonu olduğuna inanıyorum. Tesadüflerin arasında sayısız ihtimallerle kendimize yol bulduğumuz bu dünyada, bazılarımız ise adını tarihe yazdırmak için kendisine en yakışacak rolü seçer ve buradan ilerler. Tıpkı Yavuz Çetin’in “Ben de müzisyeni oynarım şimdi…” dediği gibi. Seçimlerimiz elbette hayatımızı ve dolayısıyla hayatlarına dokunduğumuz insanları etkilese de bazı insanlar, seçimlerin dışında doğuştan sahip oldukları yetenekleriyle daha çocukluklarından itibaren ışıl ışıl parlarlar. Bugün bu yazıda öyle bir isim hakkında konuşacağız ki, kendisi olmasaydı muhtemelen Türkçe Pop kavramı oldukça yavan ve biraz da ruhsuz kalırdı. Konumuz 90’lar olsa da onun müzikal geçmişi aslında 1960’lara dayanıyor ve ülkenin neredeyse 30 yıllık müzik tarihinde en unutulmaz albümlerin ve şarkıların arkasında adını görüyoruz. Evet, başlıkta da andığımız gibi bugünkü konuğumuz: Onno Tunç.

Asıl adı Ohannes Tunçboyacıyan olan Onno Tunç, Türkiye’nin her döneminde olduğu gibi Ermeni nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu Feriköy’de 1948 yılında dünyaya gözlerini açmıştı. Anadolu’dan İstanbul’a göçmüş bir ailenin çocuğu olan Onno’nun küçük kardeşi Arto da tıpkı onun gibi ileride müziğin ateşiyle yoğrulacaktı ki onun da müzikle ilişkisi, abisi gibi küçük yaşlarda başlamıştı. Müziğe çok küçük yaşta kilise korosunda söylediği şarkılarla adım atan Onno’nun, ailesi Yavuz Hakan Tok’tan aldığımız bilgiye göre müzikle ilgilenmesine karşı olduğu için ilerleyen yıllarda ailesinden gizli bir gitar almış ve lise yıllarında “Black Stones” adında bir grup kurmuştu. Bu grupla birlikte sinema filmlerinden önce ve sonra müzik yapan Onno, daha sonra enstrüman olarak bas gitarın büyüsüne kapılmış, 1965 yılında ilk profesyonel müzik deneyimini de yaşamak üzere Üstün Poyraz Set Orkestrası’na katılmıştı. Henüz 17 yaşındaydı ve müzikte kendini iyiden iyiye geliştirmeye, müzikten başka bir hayal kurmamaya başlamıştı. Dönemin popüler müzik türlerinden caz alanında da kendini geliştiren Onno, 1968 yılında Emin Fındıkoğlu’nun orkestrasına girmiş ve bu türü de benimsemişti. Artık o bir müzik insanıydı ve hayatını buradan sürdürmeye kararlıydı. Emin Fındıkoğlu’nun orkestrasından sonra sırasıyla Durul Gence ve Süheyl Denizci Orkestraları’na da dahil olan Onno Tunç, bu gruplarda çalışırken aynı zamanda bazı şarkılarda sesiyle de eşliklere başlamıştı. Tunç, müzisyenliğin yanında çok da iyi bir müzik dinleyicisiydi ve işin teorik kısmını oldukça sıkı şekilde öğrenmeye hevesliydi.

1970’ler dünyadaki gençlik hareketleriyle oldukça politize olmuş bir Türkiye tablosunu da çiziyordu. Daha ilk yılında 12 Mart muhtırasıyla karşı karşıya kalan Türkiye’de 1961 Anayasası’nın özgürlük alanı biraz da olsa daralmış, gençlik hareketleri bir süreliğine yavaşlamıştı ancak müzikal üretim, tam gaz devam ediyordu. O dönem Türkiye’de ya Anadolu Pop dinleyecek ya da aranjman şarkıların yanında yeni yeni yaratılan özgün pop şarkılarına kulak verecektiniz. Onno Tunç da Türkiye’nin pop müziğine damga vuracağından habersiz bir şekilde aranjör ve orkestra şefi kimliğini, 1970’ler itibarıyla ortaya koymaya başlamıştı. Katıldığı İstanbul Gelişim Orkestrası ile müzikal faaliyetlerine devam eden Tunç, ünü arttıkça Tanju Okan, Bülent Ortaçgil, Nükhet Duru, Hümeyra, Ali Kocatepe, Timur Selçukgibi isimlerle de çalışır olmuştu, bu da onun adını duyurması için harika bir fırsattı. Onno Tunç, yalnızca yurt içinde kendini göstermiyor, 1975 yılında Eurovision’a katılan Türkiye’nin orkestrasında da basçı olarak yer alıyordu ki sonraki yıllarda da Eurovision şarkılarının aranjelerinde de görev alacaktı. Özellikle 80’lerin başından itibaren Sezen Aksu ile ayrılmaz bir ikili olacak Onno Tunç, Aksu ile birlikte gerçek bir yetenek avına çıkıp Türkiye’nin pop müziğine de sayısız önemli isim kazandıracaktı. Müzikal dehası bugün bile tartışılmaz bir noktada olan Onno Tunç, 1996 yılında Bursa’dan Yalova’ya giderken geçirdiği uçak kazasında hayatını kaybetmiş olsa da arkasında bıraktığı sayısız şarkı ve albüm, bize yoldaşlık etmeye devam ediyor. Haydi gelin, bugün Onno Tunç’un müzik dünyamıza kattığı sayısız albüm arasından 5 önemli albüme hızlıca bir bakış atalım.
Onno Tunç aranjeleriyle başlayan bir yolculuk: Bülent Ortaçgil / Benimle Oynar Mısın? (1974)

Henüz 24 yaşında bir gençken Bülent Ortaçgil, Türkiye’nin popüler müzik tarihi için ne kadar önemli bir albüm yaptığının farkında mıydı acaba? Nitekim ilk çıktığında çok da ilgi görmemiş bu albümün içindeki ‘Anlamsız’ ve ‘Yüzünü Dökme Küçük Kız’ şarkıları 1971 yılında 45’lik olarak satışa sunulduğunda da çok tutmamıştı. Ali Kocatepe’nin diğer şarkılarını beğenmesiyle bir plak yapma önerisi sunduğu Ortaçgil, ilk albümü olacak “Benimle Oynar Mısın?”ı kaydetmeye başlamıştı. Prodüktörlüğünü yine Ali Kocatepe’nin üstlendiği albümün aranjör koltuğunda, yıldızı yeni parlamaya başlayan Onno Tunç vardı ve aynı zamanda bas gitar da çalıyordu. 14 şarkıdan oluşan 34 dakikalık albüm, ileride Ortaçgil’e nasıl bir ün kazandıracaktı kimse bilmese de biz bu albümün içindeki ‘Kediler’, ‘Suna Abla’, ‘Anlamsız’, ‘Olmalı mı Olmamalı mı?’, ‘Benimle Oynar Mısın’ gibi şarkılara eşlik etmeyi çok sevdik. 1993 yılında önce CD olarak basılan albüm, 2008’de İspanyol Wah Wah Recordsetiketiyle plak olarak dinleyiciyle buluşmuştu ki daha sonra 2015 ve 2022 yıllarında Rainbow45’in bastığı yerli baskılar sayesinde çoğumuzun arşivine de katılmıştı.
Sezen Aksu’nun önlenemez yükselişi başlıyor: Sen Ağlama (1984)
Neredeyse gelecek 35 yıl boyunca Türkçe Pop’ta nasıl fırtınalar estireceğinden habersizce 1975 yılında çıkardığı ilk 45’liğiyle profesyonel müzik dünyasına adım atan Sezen Aksu’nun yolu, sonraları tutkulu da bir aşk yaşayacağı Onno Tunç ile 1982 yılında çıkan “Firuze” albümünde kesişmişti. Albümdeki ‘Bazen’, ‘Ayrılıklar Bitmez’ ve ‘Bir Zamanlar Deli Gönlüm’ şarkılarındaki düzenlemeleri üstlenen Onno Tunç ile çalışmaya başlayan Sezen Aksu; asıl yükselişe başlayacağı “Sen Ağlama”nın hazırlıklarına da başlamıştı. (Ayrıca 1981’deki “Ağlamak Güzeldir” albümünde yer alan ‘Lunapark’ ve ‘Hoşgörü’ şarkılarında da Onno Tunç adını görmüş olsak da asıl birliktelikten “Firuze” albümünde bahsedebiliriz.) Nilüfer’in “Nilüfer 84” albümünün müzik yönetmenliğini üstlendikten sonra yalnızca Sezen Aksu ile çalışan Onno Tunç da “Sen Ağlama”nın aranjörü olacaktı. 6 Eylül 1984’te satışa sunulan ve Sezen Aksu’nun belki de en iyi albümlerinden biri sayılan “Sen Ağlama”, çoğunluğunu Aysel Gürel’in yazdığı sözlere Atilla Özdemiroğlu’nun yaptığı bestelerden oluşuyordu ve Onno Tunç tüm şarkıların düzenlemelerini üstleniyordu. Haftalarca müzik listelerinin başında kalan albüm sayesinde Sezen Aksu’nun şarkıları TRT’de de yayınlanmaya ve geniş bir kitle tarafından dinlenmeye başladı. “Ne yalan söyleyeyim, 1 yılı aşkın süre listelerde kalacağımı sanmıyordum” diyen Sezen Aksu’nun Onno Tunç ile 1993’e kadar sürecek birlikteliği bu albümle kalıcılaşmıştı. Birlikte Türkçe Pop’un en hit albümlerini çıkaracak olan ikili; yalnızca Sezen Aksu’nun değil, ikisinin keşfettiği yeni yeteneklerin de yüzünü güldürecekti.
“Sevgiliye” söylenmiş şarkılar, Aşkın Nur Yengi’nin yıldızını parlatacaktı: Sevgiliye (1990)

İlk heyecanlar şüphesiz ki kolay kolay unutulmaz. Ancak bu çığ gibi büyüyen bir başarının kapısını açıyorsa akıllardan silinmesi neredeyse imkansızdır. İşte Aşkın Nur Yengi de böyle bir başarı ile solo kariyerine adım atmıştı. Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın ortaokul bölümünde çello üzerine eğitim görürken 12 yaşında Onno Tunç Orkestrası’na giren Aşkın Nur Yengi, Sezen Aksu’nun vokalisti olarak müzikal yolculuğuna başlamıştı. Bu o yaştaki bir genç için çok büyük bir olaydı zira Sezen Aksu, dönemin adeta süper starıydı. Sezen Aksu’nun vokalistliğini ve asistanlığını da üstlenen ablası Süheyla Yengisayesinde Aksu ile daha samimi bir bağ kuran Yengi, 17 yaşındayken Harun Kolçak ile birlikte Eurovision’ın Türkiye finallerine katılmıştı ki ardından aynı sene Türkiye, kendisini Kuşadası Altın Güvercin Şarkı Yarışması’nda da şarkı söylerken görecekti. Ancak Aşkın Nur Yengi, büyük bir yetenekti ve onun da solo bir çalışmayla artık daha ön planda olması gerekiyordu. Bu doğrultuda, 1990’lara merhaba demeye hazırlanırken 1989 yılında Aşkın Nur Yengi’nin ilk albümü için çalışmalar başladı. Albümün kadrosu çok genişti; Turgut Alp Bekoğlu, İsmail Soyberk, Erdem Sökmen, Turhan Yükselergibi müzisyenlerin eşlik ettiği şarkılara Harun Kolçak, Sezen Aksu, Özkan Uğur gibi isimler de vokalde destek veriyordu. Prodüktörlüğünü Sezen Aksu’nun üstlendiği albümde Onno Tunç ise besteci, aranjör ve klavyelerin (Turhan Yükseler ile birlikte) başındaydı. Albümde yer alan 4 şarkının (Çağırma Beni, Başka Bir Şey, Ayrılmam, Susma) besteleri Yunanca şarkılardan uyarlanırken ‘Seni Aldattım’ şarkısının bestesi de Fransa’dan alınmıştı. 30 Ocak 1990 tarihinde satışa çıkan albüm, Haziran ayına kadar 4500’lük bir satışa imza attı. 1991 yılının Mayıs ayına gelindiğinde ise “Sevgiliye”, 1 milyonluk rekoru kırmıştı.
Harun Kolçak, Türkiye’nin kanına girerse: Beni Affet (1991)

Sanat dolu bir ailede dünyaya gözlerini açınca insanların genelde sanatla uğraşmaktan başka çaresi yoktur. Tıpkı Harun Kolçak’ta olduğu gibi. 1955’te Eşref ve Özcan Kolçak’ın oğlu olarak doğan Harun Kolçak da tıpkı Onno Tunç gibi genç yaşlarında bas gitar çalmaya başlamış, müzik aşkıyla yanıp tutuşur olmuştu. Saint Benoit’da gördüğü eğitimini bu uğurda bırakan Kolçak, profesyonel müzik hayatına da hızla adım atmıştı. 1977 yılında Erkin Koray’ın çıkardığı “Erkin Koray Tutkusu” albümünde bas gitar çalan Harun Kolçak, 1978 yılında da Rıza Silahlıpoda’nın Silahlıpoda Ritm 68 orkestrasına katılmıştı. Caz müzikle tanışmaya da başlayan ve ardından Neşet-Nükhet Ruacan ile de yolu kesişen Kolçak, Onno Tunç tarafından orkestrasına katılma teklifi alınca, kendisiyle olan hikayesi de başlamıştı. Tunç aracılığıyla tanıştığı Sezen Aksu’nun teşviğiyle şarkıcılık kariyerine de adım atan Kolçak, Onno Tunç’un orkestrasında hem bas gitaristlik hem de vokalistlik yapıyordu ki bu arada Zerrin Özer ve Aşkın Nur Yengi gibi isimlerle de düetler yapıp ödüller kazanıyordu. 90’lar yeni bir pop patlamasına hazırlanırken Onno Tunç ve Sezen Aksu’nun destekleriyle yeni bir yıldız doğmak üzereydi. Harun Kolçak, artık kendi yolunu çizecekti. 14 Kasım 1991 tarihinde Fono Müzik’ten çıkan ve Stüdyo İstanbul Gelişim’de kaydedilen “Beni Affet” albümü, Kolçak’ın ilk göz ağrısıydı ve çalışmanın içindeki şarkıların her biri birbirinden hitti. Özellikle ilk şarkı ‘Gir Kanıma’, rengarenk klibi ve Kolçak’ın uçuk kaçık hareketleriyle bezenmiş danslarıyla memleketin kanına girmiş, albümün diğer şarkıları dinleyicilerin diline pelesenk olmuştu. Tüm aranjeleri Onno Tunç’un yaptığı albümde Sezen Aksu ve Harun Kolçak’ın da yazdığı şarkılar vardı, 2 şarkıya da Leyla Tuna söz yazmıştı. Onno Tunç ile Harun Kolçak, tek albümde çalışmış olsa da “Beni Affet” ile pop müzik tarihimiz için çok önemli bir çalışmaya imza atmışlardı.
“Nereden çıktı bu süperler?” Nilüfer / Yine Yeni Yeniden (1992)

Kim ne derse desin 1990’ların pop müziğini tanımlamak için kullanılabilecek en iyi sözlerden biri Nilüfer’in ‘Şov Yapma’ şarkısında yer alan “Nereden çıktı bu süperler?” sorusuydu. 90’lar öyle yoğun bir müzik üretimiyle anılıyordu ki, sürekli yıldızlar çıkıyor; dönemin starları mega, süper, ultra gibi takılarla tanımlanıyordu. Nilüfer de 1972 yılında başladığı profesyonel müzik hayatı boyunca 90’lara kadar 11 tane çalışmaya imza atmıştı. O döneme dek çıkardığı albümlerdeki ‘Varsa Söyle’, ‘Dönsen Bile’, ‘Kar Taneleri’, ‘Geceler’, ‘Esmer Günler’ gibi hit şarkılarla dinleyicileri etkisi altına alan Nilüfer, 90’lardaki asıl yükselişini Onno Tunç ile çalışacağı “Yine Yeni Yeniden” albümüyle yapacaktı. Onno Tunç, Sezen Aksu’nun 1991 yılında çıkardığı “Gülümse” albümünün ardından Sezen Aksu ile yollarını ayırmış, müzik çalışmalarına kendi yolundan devam etmeye başlamıştı. O sıralar yeni albüm hazırlığında olan Nilüfer ile yolu kesişen Onno Tunç, yepyeni bir hit olacak bu albümün prodüktörlüğünü üstlenmişti. Üstelik yalnızca prodüktörlük değil; ‘Şov Yapma’, ‘Dokun Bana’, ‘Yeniden Sev’, ‘Her Sevda Yeni Bir Veda’ şarkılarının da müziklerini yapmıştı. Daha önce birçok kez Aysel Gürel ile de çalıştığı için oldukça tanıdık bir çalışma ortamında Nilüfer’in 90’lara damga vuracak albümünü hazırlayan ekip de oldukça kalabalıktı: Berç Yenal, Erdem Sökmen, Erkan Oğur, Hakan Kurşun, Aydın Karabulut gibi müzisyenler enstrüman yeteneklerini konuştururken; Kayahan, Onno Tunç, İskender Paydaş gibi isimler yine aranjörlük şovlarını yapıyorlardı. Sözlerde ise yalnızca Aysel Gürel yoktu; Leyla Tuna, Şehrazat, Ülkü Aker, Adnan Ergil gibi usta isimler de Türkçe Pop’un yeni hit şarkılarına imza atıyordu. 18 Haziran 1992 tarihinde çıkan albüm öyle bir başarıya ulaştı ki, ‘Yeniden Sev’ şarkısının ünü Gipsy Kings’e kadar ulaştı ve şarkı İspanyolca sözlerle grup tarafından cover’landı.
Onno Tunç, belki de meslektaşı birçok müzik dahisi gibi çok genç yaşta aramızdan ayrıldı. Ancak Türkiye’nin müziğine o kadar önemli izler bıraktı ki, kendisiyle özdeşleşmiş albümler ve şarkılar hiç bıkmadan dinlenilmeye devam edecek. Gençliğe adım atarken ailesinden gizli aldığı o gitarla başlayan müzik yolculuğu iyi ki hiç duraksamadan devam etmiş ki, biz bugün onun yarattığı şarkılardan bahsedebiliyoruz. Huzurla uyusun.


