Batıkan Baksı
Sinemada henüz 8 yılını geride bırakmış, komşu kızı Özcan Hanım ile evli 28 yaşındaki genç Eşref Kolçak, 15 Temmuz 1955 günü canından çok seveceği oğlu Harun’u kucağına almıştı. Oğullarının gelecekte nasıl bir müzik aşığı olacağından habersiz Kolçak ailesi, sanat ile iç içe bir hayat sürdürürken küçük Harun’un da bundan nasip almaması imkansız gibi bir şeydi. Doğduğu andan itibaren babası her sene neredeyse 3 filmde oynuyor, sanatın ateşi hep etrafında dolanıyordu.
Yıllar yılları kovalarken, Saint Benoit’da eğitimini sürdürmeye başladığında hayatını müzikle şekillendireceği de artık belli olmuştu. O dönemde hayatı boyunca elinden bırakmayacağı bas gitarla tanışan Harun Kolçak, yavaş yavaş okuldan da uzaklaşmaya başlamıştı. Lisede kurduğu amatör TANK grubu (Taner Öngür’ün de içinde bulunduğu değil) ile tek tük çalışmalar yapıp, müzik faaliyetlerini bas gitar çalarak sürdürürken babasıyla konuşarak okulu bırakıp profesyonel olarak müzikle ilgilenmeye karar vermişti. Şimdi onun için Türkiye’nin popüler müzik tarihinde derin bir iz bırakacak, bol melodili bir sayfa açılıyordu.
Farklı müzik tarzları, farklı Harun Kolçak’ları yaratıyor…
Biz, Harun Kolçak’ı pop müzikle tanımış olsak da onun heybesinde çok çeşitli müzik tarzları yer alıyordu. Profesyonel olarak müzik sahnesinde çalmaya ilk başlaması Erkin Koray’ın ekibinde bas gitarı sırtlamasıyla olmuştu mesela. Koray’ın 1977 yılında çıkardığı “Erkin Koray Tutkusu” albümünde henüz 22 yaşındayken bas gitarları üstlenen Kolçak, ‘Allah Aşkına’ şarkısının da o meşhur klibinde arz-ı endam eyliyordu. Halbuki albümün kayıtlarında bu şarkıyı Rauf Ülgün çalmıştı ama ekibe sonradan katılan Harun Kolçak; Akay Temiz ve Orhan Ünal ile birlikte nefis bir uyum yakalamış tabir-i caizse kemik gibi bas gitar melodileri çıkarmaya başlamıştı.
Kolçak’ın Erkin Koray ile olan birlikteliği görece kısa sürmüş, 1978 yılında Rıza Silahlıpoda’nın Silahlıpoda Ritm 68 orkestrasına hızlı bir giriş yapmıştı. Vatani görevinin zamanı da gelince askerliğini yapıp müziğe kaldığı yerden devam eden Harun Kolçak, bu süre zarfında caz müziğe ilgi duymaya başlamıştı. Aydın Esen, Neşet-Nükhet Ruacan ve Erol Pekcan gibi müzisyenlere eşlik eden sanatçı, daha sonraki yıllarda yine müzikal geçmişini bilmeyenleri pek şaşırtan müzik türlerini sevdiğini söyleyecekti. Kolçak’ın türler arasındaki geçişleri kısmına biraz sonra yeniden döneceğiz.
Onno Tunç ile tanışması, yıldızını en çok parlatan olaydı…
Daha önce yine Beatsommelier’de yazdığım Onno Tunç dosyasında, “eğer Onno Tunç olmasaydı Türkiye’nin popüler müzik tarihi epey yavan kalırdı” gibisinden bir şey söylemiştim. Çünkü o sadece kendi yıldızını parlatmakla kalmıyor, elini değdirdiği herkesin hayatına adeta sihirli bir değnek dokunduruyordu Onno Tunç. İşte aynı şey, Harun Kolçak’ın hayatı için de geçerliydi. Daha sonraki yıllarda müzikal kırılımlar yaşayacağı başka müzik insanlarıyla da çok başarılı işlere imza atacaktı ama kendisinin Türkiye’nin kalbine kazınacak ilk adımını Onno Tunç sayesinde atmıştı. Caz müzikle ilgilendiği dönem tanıştığı Onno Tunç’un orkestrasına katılma teklifini kabul eden Kolçak; bu vesileyle Sezen Aksu ile tanışmış, onun önerisiyle de vokal yapmaya başlamıştı. 80’lerin başıyla birlikte Onno Tunç’un orkestrasında bas gitar çalıp vokal yapan Harun Kolçak, 7 yıl boyunca buna devam etmiş; Türkiye’nin pop müziği için epey önemli isimlerin arkasında sesiyle konumlanmıştı. 1985 yılında Nilüfer’in “Bir Selam Yeter” albümünde başlayan vokalistlik öyküsü, 1988’de Sezen Aksu’nun “88” ve Zerrin Özer’in “Dünya Tatlısı” albümlerinde devam etmiş; 1987 yılında Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması’nda Aşkın Nur Yengi ile sözlerini Sezen Aksu’nun yazdığı ‘Yeniden’ şarkısını seslendirmişti. Bu düetle birinciliği kazanan Harun Kolçak ve Aşkın Nur Yengi, ayrıca o senenin başında Eurovision’un Türkiye finallerine “Grup Periyot” adıyla katılmış ve ‘Bana Güzel Şeyler Söyle’ şarkısını seslendirmişti. Sıra artık onun rengarenk kişiliğini tüm Türkiye’ye tanıtacak olan ilk albümündeydi.
İlk albümle nasıl tüm Türkiye’nin kanına girilir: Beni Affet (1991)
Genelde ilk albümler hep risklidir. Dinleyici, sizi diğer müzik çalışmalarından tanısa da artık o sahnede tek başınasınızdır ve hataya pay yoktur. Ancak yıldız ışığını doğuştan beri içinde taşıyan Harun Kolçak için bu çok da korkulacak bir risk değildi. Çünkü zaten yaş olarak da piyasadaki birçok popçudan büyüktü ve olgunluğunun getirdiği bir rahatlık vardı. Arkasında Onno Tunç ve Sezen Aksu vardı, dahası Harun Kolçak’ın müzikal dehası zaten ortaya iyi işlerin çıkması için yeterdi. 1990 yılında Türkçe Pop’un en önemli albümlerinden biri olan Aşkın Nur Yengi’nin “Sevgiliye” albümüne vokalleriyle eşlik ettikten sonra kendi albümü için İstanbul Gelişim Stüdyosu’na giren Kolçak, 10 şarkının 6’sını kendisi yazmıştı; kalan 4 şarkıyı Leyla Tuna ve Sezen Aksu bölüşüyordu. Albümün adı “Beni Affet” olacaktı ancak çıkış şarkısı olarak hepimizin aklında klibiyle yer etmiş, enerjik mi enerjik giriş parçası ‘Gir Kanıma’ seçilecekti. Harun Kolçak, klibinde ettiği dansları tamamen kafasından uydurduğunu, hayatında hiç o şekilde bir dans etmediğini daha sonraları belirtmiş, işin eğlencesinde olduğunu söylemişti. 14 Kasım 1991 tarihinde çıkan albüm; Gir Kanıma, Müptelayım Sana, Sensiz Olmam, Beni Affet, Bana Ellerini Ver gibi hit şarkılarla bir ilk albümden hiç beklenmeyecek kadar başarı yakalamış ve Harun Kolçak’ın piyasadaki yerini daha ilk günden sağlamlaştırmıştı. Kendi solo çalışmalarına yoğunluk vermişken diğer pop yıldızlarının da albümlerinde adı gözükmeye başlayan Kolçak, 1992 yılında Emel Müftüoğlu’nun çıkardığı “Faka Bastın” albümünde ‘Vurgun’ ve ‘Kal Benimle’ şarkılarının sözlerini de yazmıştı.
Müzik anlayışında kırılmaların başladığı ilk albüm: En Büyük Aşk (1993)
Harun Kolçak, ilk albümüyle yakaladığı başarı ve diğer ortak müzik çalışmalarının rüzgarını arkasına almıştı. Artık Onno Tunç ve Sezen Aksu’dan bağımsız bir yola gitmeye karar vermiş, kendine özgü ve hayalindeki müziği aktarmak için yanıp tutuşmaya başlamıştı. Çok daha geniş bir kadroyla en az ilk albüm kadar başarılı bir albüm yapma fikrindeydi ve bunun için hayatının sonuna kadar birlikte çalışmaktan hiç vazgeçmeyeceği İskender Paydaş ile bir müzikal ortaklığa adım attı. Aranjörlüğünü İskender Paydaş’ın üstleneceği ikinci albümünde 8 şarkıyı yine Harun Kolçak yazmıştı ve ‘İnsan Gülerken Ağlar’, ‘Sokul Bana’ ve ‘İstersen’ olmak üzere 3 şarkının aranjesinde de görev almıştı. Tabii albümün künyesinde gördüğümüz isimler oldukça göz dolduruyordu: Selami Şahin, Erdem Sökmen, Kadir Tapucu, Yeşim Öngöl, Doğan Canku, Cihan Okan, Sevingül Bahadır, Zeynep Dizdar ve Ümit Sayın albümün içinde çaldıklarıyla, yazdıklarıyla ve vokalleriyle yer alıyordu. Albümün şarkıları ilk albüme kıyasla daha kışkırtıcı, bildiğimiz aşk şarkılarından biraz farklı, daha erotik denilebilecek türdendi. 21 Ekim 1993 yılında çıkan “En Büyük Aşk”, Harun Kolçak dinleyicilerinden ve pop müzik severlerden tam not almış ve içindeki parçalar büyük bir hızla ana akımda duyulmaya başlamıştı. İkinci albümüyle rüştünü de ispat eden Kolçak, 1994’te Bendeniz ile “Biz” albümünü çıkarmış, Emel Müftüoğlu’nun “Emelce” albümüne ‘Korkuyorum’ ve ‘Deli Et Beni’ şarkılarını vermişti. Artık önünde duracak birisi yoktu ve Harun Kolçak, Türkçe Pop’un en çok aranan ve dinlenen isimlerinden biri olmuştu; bir sonraki albüm için yine kollar sıvanmıştı.
Harun Kolçak olgunlaşır da müziği eksik kalır mı: Yanımda Kal (1995)
Memleket 1900’leri uğurlamak için hazırlanırken son 10 yılın da ortasına gelinmiş; Harun Kolçak da, 40 yaşına basmıştı. 40’lı yaş bir müzisyen için de epey olgun hislerin bedene doluştuğu bir zaman aralığı aslında. Genel olarak müzisyenlerin biyografisine baktığımızda orta yaşlara gelindiğinde müzikal birtakım değişikliklere gittiklerini görürüz. Harun Kolçak’ın müziği ise diğer albümlerine göre biraz daha olgun bir müziğe dönüşecekti yeni albümüyle birlikte. Kolçak, bu albümle birlikte bir imaj değişikliğine de gitmiş; daha önceleri kızıla kaçan saç rengini değiştirmiş sapsarı kıvırcık saçlarıyla dinleyicilerinin karşısına çıkmıştı. Bıyıklarını da kesen Kolçak, yaşlanmayı bir kenara bırakın, adeta gençleşmişti! Şimdi sırada yeni bir albümle, müzik piyasasının değişmekte olan hafif elektronikleşen biraz da rock’a dönen sound’una kendi tarzını yansıtmak vardı. Aranjör koltuğunda yine İskender Paydaş’ın oturduğu 3. albümü “Yanımda Kal” için Marşandiz ve Erekli Tunç Stüdyoları’na giren Kolçak, 6 şarkının söz ve müziğini yapmış, diğer şarkılarda Adnan Ergil ve Selim Korkmaz kendisine eşlik etmişti. Albümde elektronik öğeler baskın rol oynuyordu ama aynı zamanda bu topraklardan da çok fazla melodi taşıyordu. Daha önceki albümlerinde çok da duymadığımız; yaylılar, buzuki, kanun, bağlama gibi yerli çalgıları çok usta isimler çalıyordu aynı zamanda. Erdem Sökmen, İlyas Tetik ve Grubu, Ercüment Vural, Melis Sökmen, Çetin Akdeniz, Rıfat Şallıel, Halil Karaduman, Gürol Ağırbaş, Volkan Öktem albümün kadrosunda yer alan isimlerin sadece bir kısmıydı. 21 Ağustos 1995’te çıkan “Yanımda Kal” albümü çıktığı anda yeri yerinden oynatmıştı ve çalışmanın içinde neredeyse hiç boş şarkı yoktu. Bugün bile Harun Kolçak denildiğinde akla ilk gelen şarkıların birçoğunu içinde bulunduran albümün en popüler şarkıları da Vermem Seni, Haketmedim Ayrılığı, Sevdanın Okları, Yanımda Kal, Korkuyorum, Dualarım Yoluna gibi parçalardı.
1990’larla son tango: Teslim Oldum (1998)
Yazının ilk başlarında Harun Kolçak’ın nasıl farklı müzik türleriyle haşır neşir olduğunu ve müziğe rock müzikle adım attığından bahsetmiştim. İşte Kolçak’ın içinde nasıl bir rocker’ın yattığını 90’lardaki son albümü “Teslim Oldum” ile görecektik. Bir önceki albümü “Yanımda Kal” ile tarzında değişikliklere başlayan Kolçak, bu albümde 90’ların başından beri karşımıza çıktığı uzun saçlarını kestirmiş, civciv sarısı kısacık saçlarıyla “merhaba” demişti herkese. Bu sefer kafasında daha rocker bir iş yapmak vardı. Bunun için 2. albümünden beri birlikte yürüdüğü İskender Paydaş’ın yanında Eser Taşkıran ve Uğur Başar’la da aranjör olarak çalışmaya başlamıştı. Albümün çıkış şarkısı olan ‘Ölürüm Elinde’ ile ne denli gürültülü bir müzik yapacağının sinyalini veren Kolçak, “Teslim Oldum” albümünde cayır cayır distortion gitarlar ve gümbür gümbür bas gitarlar kullanmış; buranın müziğini de şarkılarına katmayı ihmal etmemişti. “Yanımda Kal”da olduğu gibi klarnet, buzuki, trombon, trompetin de kullanıldığı şarkılarında hem dönemin pop’undan çok farklı bir sound vardı hem de “ben aslında rock’çıyım arkadaş” mesajını veriyordu Harun Kolçak alttan alta. Civciv Production Studio, Melki Stüdyo ve İstanbul Gelişim Stüdyosu’nda gerçekleşen kayıtlarda Akın Eldes, Bülent Altınbaş, Tarkan Gözübüyük, Erdem Sökmen, Çetin Akdeniz, Vecihi Akın, Çınar Apay, Yalçın Ateş, Mert Ekren gibi müzik insanları yer alıyordu ve albümün art direktörlüğünü Zeynep Tunuslu üstlenmişti. Yıllar önce birlikte Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması’nda birinci oldukları ‘Yeniden’ şarkısını da düzenleyerek yine Aşkın Nur Yengi ile albümde söyleyen Kolçak, dinleyicisine geçmişten gelen bir sürpriz de yapıyordu. 13 Şubat 1998’de dinleyiciyle buluşan “Teslim Oldum” albümü her açıdan Harun Kolçak’ın diskografisinde çok ayrıksı bir yer taşıyordu ve 90’ları bitirirken Harun Kolçak, tam 4 albümü geride bırakmıştı. 2000’ler onun için çok kolay geçmeyecekse de kişisel hayatında ve müzikal gelişiminde önemli kırılımlara gebe olacaktı.
2000’lerle birlikte daha güçlü bir Harun Kolçak imajı çizdi…
Harun Kolçak, hayatı boyunca hep pozitif yaşamayı kendine şiar edinmiş birisiydi. Başına gelen tüm talihsizliklere karşı cesurca göğüs geren Kolçak, yaşadığı hastalıklarla da aynı cesurlukla mücadele etmiş; kendisini doğaya ve hayvanları korumaya da adamıştı. Onun bir de bilinmeyen bir kısmı daha vardı, Kolçak’ın içinde cayır cayır bir metalci yatıyordu. Hem de öyle klasik metal gruplarını dinleyen bir metalci değil Gojira, Behemoth, Pantera, Opeth, Lamb of God, Dimmu Borgir gibi ekstrem gruplara gönül vermiş sıkı bir dinleyiciydi. Sepultura’nın vokali ve gitaristi Max Cavalera ile çekildiği fotoğrafı paylaşması da büyük bir olay olan Kolçak, daha sonraları Pasif Agresif sitesinde verdiği bir röportajda ne kadar büyük bir metal tutkunu olduğunu da anlatıyordu. Ayrıca sadece dinlemekle de kalmamıştı, black metal grubu Melechesh’in 2010 yılında çıkardığı “The Epigenesis” albümünde (Bu albümde Cahit Berkay da yaylı tambur ve bağlama çalıyordu) bas gitar çalıp back vokal yapan Harun Kolçak, grubun gitarist ve vokalisti olan Ashmedi ile Türkiye’de aynı sahneyi de paylaşmıştı.
Harun Kolçak aramızdan ayrılalı 7 yıl oldu ve ben bu süre zarfında kendisi hakkında bir tek kötü bir söz bile duymadım. Bu aslında onun ne kadar iyi kalpli ve iyiliği çoğaltan biri olduğunun da göstergesi. Türkiye’nin müziğine o kadar güzel izler bıraktı ki, bugün bile sesini ne zaman duysak yüzümüzde hep bir tebessüm, dilimizde onun söylediği şarkıların sözleri var. İyi ki vardın Harun Kolçak!


