Bu sene 9.su düzenlenecek Sónar Istanbul için artık geri sayımı tamamlamak üzereyiz. Her sene elektronik müziğin güncel sahnesini global ölçekte ayağımıza getiren festival, bu sene işi bir seviye ileriye götürüp 2024’ün en önemli albümlerinden birini yapan Jamie xx’i en aktif olduğu dönemde İstanbullu müzikseverlerle buluşturacak.
“In Waves” sayesinde Avrupa ve ABD’de çalmadığı büyük ölçekli festival kalmayan Jamie xx’i solo olarak ilk kez izleyeceğimiz festival öncesinde hem son albümüne hem de buraya gelen sürecine şöyle bir bakalım dedik. Çünkü “In Waves”in kapağına bakınca nasıl başımız dönüyorsa, albümü dinledikçe dönen başımızın etkisiyle dalgalı denizde yüzüyor gibiyiz. Hem malum, havalarda ısınıyor artık. Yaz geldi.
The XX’ten Jamie xx’e: Müzik Dünyasına Giriş

Jamie xx’in hayatımıza girişi için 2000’lerin ortasına gitmemiz gerekiyor. Çünkü 18 yaşına adım atışıyla müzik dünyasına girişi hemen hemen aynı günlere denk düşüyor. Elliott School’dan okul arkadaşları Romy Madley Croft, Oliver Sim ve Baria Qureshi ile The xx’i kuran Jamie, ilk günden beri grubun müziğindeki yaratıcı taraf olarak öne çıktı.
The xx’in aklımıza kazınan ‘Crystalised’, ‘Angels’, ‘Island’ gibi şarkılarının altında grubun ortak imzası bulunsa da şarkıların neredeyse tamamı Jamie’nin zihninin bir ürünüydü. The xx’in 2009’da dinleyiciyle buluşan çıkış albümü “The xx”, gruba başarı üstüne başarı kazandırırıken Jamie, Jamie xx oluvermişti.
O günden sonra sahneye her zaman Jamie xx mahlasıyla çıkan müzisyen, üretimlerine grubu haricinde de devam etti. Dubstep’e klasik enstrümanlardan oluşan özgün dokunuşlar kattığı kusursuz remix albümü “We’re New Here”, Jamie xx olarak ürettiği ilk iş olarak 2011’deki yerini aldı.
Bu albümü bir stüdyo albümü olarak görmese de içinde bulunan dokunuşlar, ilerleyen yıllardaki işlerinin habercisiydi. Bu dönemde aynı zamanda Rihanna, Drake ve Radiohead ile de çalışan müzisyen, az zamanda çok işler başarmıştı diyebiliriz.

20’lerinin ilk yarısını tamamlamaya yaklaşan Jamie’nin ana odağı The xx’e aitti. Turnesi kapsamında 2013’te İnönü’ye de geldikleri “Coexist”, 2012 yılının Eylül ayında dinleyiciyle buluştuğu gibi dünyayı kasıp kavurdu. ABD, Birleşik Krallık, Belçika, İrlanda, Yeni Zelanda ve Portekiz’de 1 numaraya oturan albümden yayınlanan 4 tekli de The xx’in klasikleri arasında yer aldı. (‘Angels’, ‘Chained’, ‘Sunset’, ‘Fiction’)
The xx ile turladıktan sonra biraz kendi başına kalmak isteyen Jamie xx, 2014 yılının çok büyük bir kısmını 2 senedir uğraştığı fikirleri bir araya getirerek geçirdi. Bu fikirlerin bir araya geldiğinde ortaya çıkardığı sonucu dinlemek için 2015’e gelmemiz gerekecekti.

Birleşik Krallık albüm satış listelerini alt üst eden, Billboard 200’e 21. sıradan adım atan, 2015’te Mercury’e, 2016’da Brit Ödülleri ve Grammy’e aday olan “In Colour”, Jamie xx’in elektronik müzik için neden çok önemli bir isim olduğunun 42 dakika 48 saniyelik bir cevabıydı. Albümün neredeyse tamamı hit olurken, prodüktör koltuğunu paylaştığı isim bir diğer elektronik müzik efsanesi Four Tet’ti. Jamie xx’in gözümüzü bozmaya niyetlendiği albüm kapağı kompozisyonunun da ilk örneğiydi.
“In Colour” sonrasında The xx’in üçüncü ve -şimdilik- son albümüne geçen Jamie xx, liste başarısı olarak grubun zirvesi olsa da hayranları arasında görüş ayrılıklarına neden olan “I See You”nun kayıtlarındaydı. Jamie xx olarak ürettiklerine göre The xx daha farklı bir konumda yer alsa da elektronik müzikle, dans müziğini tek potada eritebilmişti. Albümden sonra bir süre ortalıkta gözükmeyen müzisyen, pandeminin en cafcaflı dönemine ‘Idontknow’u saldı. ‘Idontknow’ sonrası yavaş yavaş üretmeye de dönen Jamie xx, 2021’de Tyler, the Creator “Call Me If You Get Lost” albümünün prodüktörlerinden biriydi. “In Waves” öncesindeki son hamleleriyse The xx’teki yol arkadaşlarının solo albümlerinin prodüktörlüğünü yapmak oldu. Buralardan da alnının akıyla çıkan Jamie, Sónar Istanbul’da onu izlememizin vesilesi olan “In Waves”i 20 Eylül 2024’te yayınladı ve elektronik dokunuşlu dans müziğine damga vurdu.

“In Waves”, sürekli değişen ve tahmin edilemez bir üsluba sahip. Albüm boyunca hem dinleyici hem de Jamie xx, dalgalı bir denizde yüzermiş gibi kendini tetikte hissediyor. Ancak albümün ayrıştığı nokta, o tahmin edilemez merak aklımızın bir köşesinde olsa da kendimizi dalgalara karşı bırakma isteğinden vazgeçemiyoruz. Bazen bu dalgalar hafifliyor ve sırt üstü uzanıyoruz bazen de su yutmamak için var gücümüzle kulaç atıyoruz. Ancak günün sonunda karaya ayak basmayı da başarıyoruz. Bu noktada albüm, dans müziği geleneğine sadık kalsa da, içe dönük anlar ve duygusal patlamalarla da dolu. The xx’ten Romy ve Oliver Sim’in yanı sıra Honey Dijon, Kelsey Lu, John Glacier, Panda Bear, Robyn, the Avalanches, Oona Doherty ve Erykah Badu da albümde Jamie’ye eşlik ediyorlar.
Jamie xx, müzisyenliğinin yanı sıra, günümüzün en prodüktörlerinden, hatta önemli müzik zihinlerinden biri. Dinleyicisine istediğini verirken bile onları kontrol eden, günümüz dans müziğine IDM’den önemli katkılar sağlamış biri. “In Waves”, bu noktadaki en yeni örnek olurken bu albümü 9 sene boyunca niye beklediğimizi bir kez daha anladık. 9 senelik albüm hasretini dindiren İstanbullu dinleyicilerin çok büyük bir kısmı Jamie xx’i ilk kez canlı izleyecek 9 Mayıs gecesi. Şimdi, bu hasreti dindirme zamanı.


