Al Di Meola ile Elektrikli Buluşma 

Murat Beşer
Yazar:
Okuma Süresi: 6 Dakika

Yaşayan efsane gitarcı Al Di Meola’yı elinde elektrik gitarıyla sadece rüyalarımızda ve eski albüm kapaklarında görür olmuştuk. Hatırlarsınız yerli baskısı da yapılan “Electric Rendezvous” sonrasındaki “Tour de Force – Live” albümünün kapağındaki o muhteşem pozlarıyla bizi kendine ve elektrik gitara aşık etmişti. O tarihten sonra elektrik gitara elini sürmedi Meola. Ta ki yakın zamanda Romanya’da Bükreş’te sahnede kalp krizi geçirdikten ve hastaneden taburcu olduktan sonrasına değin. Belki de Meola’yı geçmiş yıllara dönmeyi düşündüren şey geçirdiği kalp krizi sonrasındaki hayat muhasebesiydi. Karar verdi ve yıllar sonra ikonik siyah Gibson Les Paul gitarını eline alıp, eski parçalardan oluşan bir repertuarla turneye çıktı.

Bizim de nasibimize bu turnenin bir ayağı düştü ve ülkemize defalarca geldiği halde onu en fazla izlemek istediğimiz haliyle, Volkswagen Arena’da dünya gözüyle izledik. 

Zor Bir Günün Ardından Gelen Müzik Tesellisi

İrfan Alış

Maddi manevi çok zor bir gündü 7 Kasım Perşembe… Gündüz saatlerinde canımız ciğerimiz Peyk topluluğunun solisti İrfan Aliş’i 53 gibi erken bir yaşta sonsuzluğa uğurlamış; ardından şehrin acımasız kalabalığının içine atmıştık kendimizi. Akşamında sırasıyla Galatasaray-Fenerbahçe-Başakşehir’in Avrupa maçları vardı ve biraz da bundan ötürü gecikenleri beklemek amacıyla saatler 21:23’ü gösterirken rötarlı olarak müzisyenler sahneye gelmişti. 

Konser Öncesi Rutinler ve Heyecan

Öncesinde artık rutinleşmiş bir roker faaliyeti olarak kapıda biraları yudumlamış, eski dostlarla erken bir konser kritiği yapmış, içeri girince ilk olarak memişhaneyi ziyaret etmiş ve son olarak da fuayede açılan stantta Al Di Meola’nın alamadığımız imzalı plaklarını ağzımızın suları aka aka seyretmiştik. 

Sahnedeki Kadro: Eski Dostlar ve Yeni Nefesler

Volkswagen Arena sahnesi

Sahnedeki beş müzisyen sanki izleyiciden daha iştahlıydı bu konserde. Meola’yı saymazsak bunlardan ikisi eski dost: klavyeci Philippe Saisse ile perküsyoncu Gumbi Ortiz… Davulcu Tom Brechtlein ile basçı Dave Lowrey genç değiller ama bu kadro için yeniler. 

Setlist ve Zaman Yolculuğu

Sahnenin uzaktan görünümü

Son albümden kızı Ava için yazdığı bir parçayı, doksanlardan “Kiss My Axe” albümünden bir parçayı, iki Chick Corea (RTF döneminden “Beyond The 7th Galaxy” ve “Songs to thePharaoh Kings”) ve bir iki The Beatles bestesini, ikinci setin başında solo akustik çalarken aralara sıkıştırsa da, neredeyse kronolojik bir setlisti çıkardı Meola. O eski caz-rock ruhunun rafine bir sunumunu yaptı. Dönemin ruhunu eksiksiz yansıtabilmek için özenle seçilmiş parçalardı bunlar ve saydıklarım dışında ilk üç albümünde (“Land of the Midnight Sun”, “Casino”, “Elegant Gypsy”de) yer alıyorlardı. 

Amaç Ticaret Değil, Ruhun İadesi

Çalınan parçalarda radikal değişiklikler yok; yeni soundlara ayak uydurma ya da ticari olarak yeniden düzenleme türünden kaygılardan çok uzak. Amaçlanan sadece yarım asır öncesinin ruhunu yansıtmak ve izleyicisini o eski hülyalı günlere ışınlamak. “The Wizard” tüm ihtişamıyla yankılanırken, Ortiz’in çıplak sesi ormanlardan gelircesine salonda patlayınca ahali aynı tondaki haykırışlar ve alkışlarla karşılık veriyor. Bu arada yaş ortalamasını tahmin edersiniz, ortalamayı düşürenler anne ve babaları tarafında konsere getirilen gençlerdi.  

Meola: Zamanı Durduran Gitar Kahramanı

Meola’nın gitarı

Yarım asra yayılan muhteşem bir kariyerin sahibi Meola; afrosundan latinine, klasik müziğinden flamenkosuna, rock’ından cazına kadar tam bir fusion ustası… Gerçek bir gitar kahramanı ve üretken bir besteci hem projeci, hem solocu. Hem akustik hem de elektrikli, göz kamaştırıcı bir tekniği var. Güçlü, hızlı ve keskin, parmakları hızlı çekim.  Yakın zamanda kalp krizi geçirmesi göz önüne alındığında, son derece formdaydı, sadece teknik olarak değil, görüntü olarak da sanki zamanı durdurmuşçasına genç duruyordu ve kariyerinin geçmişini seyirciyle paylaşmaktan dolayı bu akşam çok keyifliydi. 

Bu müziğe özgün bir karakter kazandıran öğelerin başında Meola’nın alametifarikası olan tremoloları… Saisse sadece füzyoncu değil, yanı sıra müthiş bir prog’cu. Ortiz tam bir sahne adamı ve büyük usta. Brechtlein ile Lowrey ise yetmişli yıllardan kopup gelmiş, kusursuz vazife insanları…

Akustik Başlangıçtan Finale Yükselen Coşku

Al Di Meola İstanbul’da

İki setten oluşan konserin ikinci yarısı Meola’nın beş parçadan oluşan solo akustik mesaisi ile açıldı. Ardından başlayan metal müzisyenlerine parmak ısırtacak kadar hızlı olan davul solo aslında gelecek “Race With the Devil on Spanish Highway”parçasını müjdeliyordu. Bu konserde “Elegant Gypsy Suite”, “Egyptian Danza”, “Senor Mouse”, “Midnight Tango” yok mu diyenler de gereken yanıtı alınca salonda heyecan iyice arttı. Bunu gören Meola tüm izleyicileri ayağa kalkmaya ve cenaze töreni misali safları sıklaştırmak için öne gelmeye davet etti. Konserin son 15 dakikası ayakta ve cep telefonlarının videolarının çekimi eşliğinde geçti. Bunu gören Saisse de kendi cep telefonu çıkarıp videosunu açarak karşılık verdi. Gaza gelen Meola seçim sonrası psikolojisine girerek balkon konuşması yaptı; bu şehri ve Türk dinleyicisini ne kadar sevdiği hakkında tarihi bir nutuk attı. Tüm elemanlar seyirciye sırtını dönerek torunlarına göstermek için selfie yaptı. O esnada olan bize oldu, geç başlayan konser geç bitti, saatler gece yarısını geçtiğinde halen mekândan çıkamadığımız için kara kara metroyu kaçıracağımızı düşünerek dertlenirken, son trene iki dakika kala kan ter içinde kendimizi yürüyen merdivenlerden aşağı bıraktık. 

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir