Birçok insan için dile getirilen, ‘dünyaya ayak uyduramadı’ klişesine en çok rastladığımız disiplinlerden biri müzik. Bir oturuşta Elliott Smith, Amy Winehouse, Kurt Cobain gibi isimleri başa yazdığımız onlarca isim sıralayabiliriz. Ki bu ne kadar şanssız olduğumuzun da bir göstergesidir.
Jason Molina ve Songs: Ohia’nın Doğuşu

2013 yılında, yıllardır peşini bırakmayan alkol bağımlılığının yansıması sonucu 39 yaşında aramızdan ayrılan Jason Molina’nın, kırılgan duygusal dünyasının jenerasyonel bir hikaye anlatıcısı olduğunun ispatı Songs: Ohia’nın, ilk albümü tüm bunlardan 16 sene önce çıktı.
Indie müzik dünyasının en önemli ve tanınan plak şirketlerinden Secretly Canadian etiketi taşıyan albüm, Jason Molina’nın 20’li yaşlarının sesi, klasik gitarı, derinliği artıran davulları ve içimize işleyen üflemeleriyle bir ilk albümden ziyade, tamamladığı bir kimliği, insanlarla tanıştırma heyecanı taşıyordu.
Molina’nın, Songs: Ohia, Magnolia Electric Co. ya da solo kariyerindeki üslubunun temelini en ince noktasına kadar tanıtan bir albümdü. Oscar Wilde veya John Keats, hatta bir William Butler Yeats şiiri okuyormuş gibi güçlü söz yazma kabiliyetine oldukça karanlık müzikal düzenlemeler ekliyordu.
Albümün Karanlık Güzelliği ve Plak Sürprizi
Jason Molina’nın parçası olduğu bir albümde denk gelme ihtimalinizin en düşük olduğu şeylerden biri pozitiflik, iyimserlik ve umut olabilir. Çünkü, onu sona sürükleyecek alkol bağımlığının ilk zamanlarına denk gelen bu albümde, sesi, yolun sonunu bekleyen ama oraya gidene kadar da olduğu yerde hareketsiz durmak istemeyen bir gencin merakını duymamızı sağlıyor.
‘Crab Orchard’, ‘White Sulfur’, ‘Little Beaver’ ve kişiden kişiye değişmekle birlikte, albümün en acıtan şarkısı ‘Blue Jay’, Molina’nın kariyerinin ilk adımı olduğu gibi sonraki adımlarının da habercisiydi.
2000 çıkışlı “The Lioness”, biraz daha Magnolia Electric Co. kariyerinin çizgisini yansıtsa da “Protection Spells” ve “Ghost Tropic”, yaşamı bir noktada daha zor bir noktada da “ne olursa olsun yaşıyoruz” ya düşüncesiyle daha çekiler hale getiren muhteşem albümlerdi. Muhteşemden kastımız, Jason Molina’nın şarkı sözü yazarlığına ve sesinin büyüsüne inanıyorsanız…
“The Black Album” olarak da bilinen bu çıkış albümünün plak versiyonunda yer alan bir de ufak sürpriz var. ‘Dogwood Gap’ ile ‘Little Beaver’ arasında çevrimiçi dinleme platformlarında dinleme şansımız olmayan ‘Greenbrier’, sadece plakta dinlenebiliyor. Jason Molina’nın bizlere ufak bir sürprizi…
Son olarak plağın arkasına bakınca “e burada yazan şarkı isimleriyle, albümdekiler bir değil” ikilemine düşebilirsiniz. Oldukça normal. Jason Molina’nın dünyasına hoş geldiniz. O sebeple bu karışıklığı da gidermek için şöyle alabiliriz sizi. Parantez içleri şarkıların bilinen isimleri, parantezde olmayanlar Molina’nın verdiği ilk isimler.
- “Vanquisher” (Cabwaylingo)
- “Oriole” (Crab Orchard)
- “(G+T) Constant” (Gauley Bridge)
- “Sin & Death” (Blue Jay)
- “Citadel” (Tenskwatawa)
- “930” (White Sulfur)
- “Republic” (Our Republic)
- “Texas” (Big Sewell Mt.)
- “One” (Cotton Hill)
- “Sailor” (Dogwood Gap)
- “Fortunate Man” (Little Beaver)
- “Runs For It” (Blue Stone)
- “Hayfoot” (U.M.W. Pension)
- Albüme puanım: 7/10
- Tür: Indie
- Plak aldıran şarkı: Blue Jay
Ürün sayfası ve detaylar için Beatsommelier websitesine göz atabilirsin!


