Miki Berenyi Trio’dan Bir “Ada” Önerisi: “Island of One”

Sıla Yılmaz
Okuma Süresi: 3 Dakika

90’ların unutulmaz shoegaze grubu Lush’ın buğulu, melankolik ama bir o kadar da gürültülü duvarlarının ardındaki baş mimarlardan biri olan Miki Berenyi’nin geri dönüşü, hiçbir zaman yalnızca bir nostalji hamlesi olmadı. 2018’de Piroshka ile shoegaze mirasını modern bir indie-pop sesi ile füzyozlayan Berenyi, şimdi Miki Berenyi Trio ile çok daha rafine, çok daha “kendi evinde” hissettiren bir projenin kaptan köşkünde. Grubun 2026 çıkışlı yeni teklisi “Island of One”, Lush döneminden aşina olduğumuz o tanıdık melankoliyi olgunluk döneminin getirdiği sessiz ama derinden bir tür hakimiyet hissiyle yeniden inşa ediyor.

“Island of One”

Miki Berenyi’nin müzikal DNA’sının profesyonel kariyeri boyunca bir tür “kontrollü kaos” üzerine kurulduğunu söylemek yanlış olmaz. Lush dönemindeki o rüya gibi, -neredeyse düşsel- vokal geçişlerinin altında yoğun ve katmanlı bir söz yazımı ve yer yer hırçınlaşan bir gitar tavrı yatıyordu. Ancak Miki Berenyi Trio -gitarda ona hayat arkadaşı (ve Moose’tan tanıdığımız) K.J. “Moose” McKillop ile basta Oliver Cherer eşlik ediyor- bu kaosu tamamen ehlileştirmiş durumda. 2026’nın ilk çeyreğinde duyduğumuz “Island of One”, Berenyi’nin otobiyografik kitabı Finger Crossed’da sergilediği filtresiz ve dürüst tavrın müzikal bir izdüşümü gibi yansırken aynı zamanda projenin artık yalnızca stüdyo merkezli bir fikir olmaktan çıkıp turnede “pişmiş”, gerçek bir “canlı grup” dinamizmine evrildiğini de hissettiriyor. 

“Island of One”, isminin çağrıştırdığı izolasyon hissini 80’lerin post-punk sahnesine küçük bir selam çakan ritmik bir tonda yakalamasına rağmen prodüksüyon olarak 2020’lere ait daha organik ve steril olmayan bir yapıda. Şarkı, McKillop’ın karakteristik gitar arpejleri üzerine Berenyi’nin yıllandıkça bizi daha da büyüleyen vokaliyle açılıyor. Berenyi’nin rotası bu kez Nilüfer Yanya’nın “Just a Western” parçasından alınan ilhamla yön bulmuş. Şarkının Latin esintili ritmik yapısı bir tür çıkış noktası olsa da Berenyi, canlı performansa uygun, daha “catchy” bir form arayışıyla bu ilk fikri dönüştürerek parçayı daha akışkan bir yapıya taşıyor. “Island of One”, Lush’ta sıkça kulağımıza çalınan devasa “reverb” dalgalarında kaybolmak yerine, her enstrümanın kendi sesini koruduğu daha “kişisel” bir düzlemde hayat buluyor. “No map for this shore/ No one to ask for more” dizeleri, yaşlanmaya, büyümeye ve yetişkinliğe dair bir ağıt gibi; yönsüzlük hissi ve geçmişte bize rehberlik eden bağların zayıflaması üzerine hüzünlü bir anlatı….

Grubun üretim pratiğine baktığımızda, Miki Berenyi Trio’nun Piroshka’daki kolektif yapıdan -muhtemelen kadrodaki değişimin de etkisiyle- daha kişisel ve çıplak bir anlatıya yöneldiğini hissetmek mümkün. Piroshka’yı bir tür “süper grup” denemesi olarak ele alırsak Miki Berenyi Trio, bu görkemli zırhı bir kenara bırakarak dinleyiciyi, beraber müzik yapan üç arkadaşın masasına davet ediyor.

Sonuç olarak Miki Berenyi Trio, geçmişin ihtişamlı gürültüsünü bugünün sakin bilgeliğiyle takas ederek “Island of One”ı yalnızca bir nostalji durağı olmaktan çıkarıp kendi sesiyle yeniden tanımlanan bir ikonun yeni menifestosu hâline getiriyor. Shoegaze’in puslu kıtalarından biraz uzaklaşıp dışarı bakmak isteyenler için bu yeni “ada”, oldukça keyifli ve davetkâr bir durak. 

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir