Yıkıntılar
2016 Harry Styles için hayati bir seneydi. One Direction, 2010’dan beri aralıksız olarak çalışmış ve işler geri dönülemez noktaya gelmişti. Zayn Malik’in 2015’in mart ayında gruptan ayrılması, hem kamuoyunda hem de grubun iç dinamiklerinde dağılmanın ilk somut işaretiydi. Kalan üyeler 2015’te “Made in the A.M.” albümünü yayınlasa da bu çalışma, bir veda albümü hissine sahipti. Albüm tanıtım süreci boyunca grubun “resmen dağılmadığı” vurgulansa da 2016 başında süresiz bir ara verileceği açıklandı. İşte Harry Styles’ın pop müzik dünyasının tepesine tek başına yapacağı yolculuk burada başladı. Ancak bunun için geliştirmesi gereken özellikleri olduğunu biliyordu. Bu sebeple insan içine karışıp sürekli görünür olmaktansa kendine yatırım yaptı. Büyük bir potansiyeli vardı ama zaaflarını minimuma indirmeden şansı zordu. O yüzden hem oyunculuğa hem de müziğe, vokaline büyük yatırım yaptı.

Bu sessizliğin ardından Styles, solo kariyerine aceleci olmayan ama stratejik adımlarla yöneldi. 2016’da Columbia Records ile imzaladığı anlaşma ile her şeye başlamaya hazırdı ve Londra ile Los Angeles arasında geçen bir hazırlık sürecine girdi. Bu dönemde müzikal referanslarını genişletti. Sadece pop yaparak ilerleme düşüncesi yoktu. Klasik rock, folk ve disko müziğini içselleştiren Harry Styles, bir de oyunculukta kendini deneyecekti. 2017’de, Christopher Nolan’ın “Dunkirk” filminde rol alarak oyunculuğa bayağı yukardan bir başlangıç yaptı.
Geçmişle Yüzleşme
Solo kariyerinde aceleci değil, aksine fazlasıyla temkinliydi. İlk adımının çok önemli olduğunu bilerek kariyerinin en önemli şarkılarından birine dönüşecek ‘Sign of the Times’ ile karşımıza çıktı. Bu şarkı, birkaç ay sonra çıkacak olan kendi adını taşıyan albümün tonunu belirlerken, Harry Styles’ın bir boyband eskisi olmadığını kanıtladı. Tıpkı 1990’larda Take That’ten ayrılıp başarıdan başarıya koşan Robbie Williams gibi. Ancak Harry Styles, Robbie Williams’ın başarılarını kısa sürede ekarte edecekti.

Harry’nin ‘Angels’ı ise ‘Sign of the Times’ oldu. Bu şarkı aslında One Direction günlerine ve eski dostlarına dair bir yüzleşme olarak okunmaya açıktı. Şarkı, Harry Styles’ın solo kariyerinin ilk adımı olmanın ötesinde, One Direction sonrası ruh halinin bir özeti gibiydi. 2017’de yayınlanan şarkı, Jeff Bhasker ve Tyler Johnson gibi isimlerle birlikte yazılırken, Styles bilinçli olarak büyük pop anlatısından uzaklaşıp 70’ler İngiliz rock’ını ve dramatik ballad geleneğini referans alan daha zamansız bir dil kurdu. Şarkının çıkış noktası, doğum sırasında komplikasyon yaşayan bir annenin bakış açısından anlatılan hayali bir veda fikriydi. Ancak bu dramatik çerçeve, Styles’ın kendi hayatındaki bir kırılmayı da örtük biçimde yansıtıyordu. One Direction’ın dağılmaya evrilen sürecinin ardından ‘Sign of the Times’, eski grup arkadaşlarına yüksek sesle söylenmeyen, mesafeli ama duygusal bir el sallayış gibiydi. Başka bir deyişle birlikte geçen yılların ardından herkesin kendi yoluna gitmesini kabullenen, paniğe kapılmadan vedalaşmayı öneren bir şarkıydı. Bu yönüyle parça, hem kişisel bir geçiş anını hem de Harry Styles’ın “artık buradayım” deme biçimiydi.
Cesaret
Harry Styles ilk albümünden bu yana geçen 9 senede gezegenin en başarılı erkek pop figürlerinden birine dönüştü. Hatta kendi döneminin en başarılısı da oldu diyebiliriz sayılara ve popüler kültüre etkisine bakınca. One Direction’ın dağılmasından sonra attığı adımlar ve en büyük sermayesi olan kendine yaptığı doğru yatırım onu hak ettiği yerlere getirdi. Burada elbette iyi bir plan olsa da en önemli nokta kendi ayakları üstünde durabilme cesaretini göstermesiydi. 6 Mart’ta 4. stüdyo albümü “Kiss All the Time. Disco, Occasionally”i çıkaracak ve 2026’nın şu ana kadarki en ilgi gören turnesine çıkacak. Turnedeki tüm biletlerin birkaç dakikada tükenmesinden daha etkileyici olan şey, Oasis’ten daha pahalı olmasına rağmen satışa en ufak bir olumsuz etkisinin olmamasıydı. One Direction’ı arkasında bırakıp kendisi olarak daha başarılı olduğunu tek bir örnekle sınırlayacağız. One Direction’dan grup arkadaşı ve o dönemler en az onun kadar ilgi gören Louis Tomlinson, Harry’nin ‘Aperture’ teklisini yayınladığı gün yeni albümünü paylaştı. Ancak Harry’nin şarkısı 4 senelik bekleyiş neticesinde o kadar büyük bir kültür olayına dönüştü ki kimse dönüp Louis’nin albümüne bakmadı. Bir başka deyişle Harry’nin tek şarkısı, One Direction üyelerinin solo albümlerinden daha değerli…


