The Prodigy – “The Fat of the Land” Albüm İncelemesi

Ant Arın Şermet
Okuma Süresi: 4 Dakika

Sadece 1990’ların değil, elektronik müzik tarihinin en akılda kalan melodi ve ritimlerinden birçoğuna sahip, onlardan sonra gelen yüzlerce grubun ilham kaynağı olan The Prodigy’nin, “The Fat of The Land”i, kelimenin tam anlamıyla oyunu değiştiren bir albümdü.

Elektronik Müziğin Kırılma Anı: The Prodigy

 İlk iki albümüyle İngiltere’nin elektronik müzik ve dans sahnelerinin değişmezlerinden birine evrilen The Prodigy, albümden yayınlanan ilk tekli ‘Firestarter’ın sayesinde, özel bir şeyle karşılaşmamızın an meselesi olduğunu fark ettirdi. Aradan biraz zaman geçtikten sonra bir de ‘Breathe’ konuya dahil oldu.

‘Breathe’in introsunda kullanılan melodi, son 30 yılın en bilinen birkaç melodisinden biri olabilir. Hangi ülkede, ne tarz bir müzik dinlediğinizin de önemi yok bunun için. Bir magazin programının jingle’ında da duyabilirdiniz, bir maç için stadyuma gittiğinizde çalan şarkılar arasında da… Instant hit. Yani, çıkar çıkmaz hit olan bir şarkıydı. Ki sadece bu albüm için değil, The Prodigy külliyatında da en çok satış ve dinlenme başarısına ulaşan şarkı oldu…

Bu iki şarkı, verilen konserler, XL Recordings’in tanıtım planlaması ve “The Fat of the Land”in klasik bir albüm olması sebebiyle, 30 Haziran 1997’de, müzik dünyasında The Prodigy’den başka kimsenin adı geçmiyordu.

The Prodigy

Birleşik Krallık ve Avrupa’daki tüm büyük festivallerin headliner’ı olmayı başarmalarının yanı sıra, televizyonlar ve radyolar, adını P.G. Wodehouse’un kısa öyküsünden alan bu albümün etki alanına girmişti. Keith Flint’in 2019 yılındaki intiharına kadar da sahneye çıktıkları an zaman kavramının muğlaklaşmasına ve izafiyet teorisine hak verdiğimizi söyleyebiliriz.

Albümün yırtıcılığını anlamak için başlat tuşuna basmaya bile gerek yok. Kapağındaki yengecin kıskaçlarını yukarı doğrultup bilinmez bir noktaya bakışı, albümün de bizi yengecin kıskacıyla kavradığı avı gibi kavrayıp duvardan duvara çarpacağının göstergesi.

Neyse ki bu duvardan duvara vurulma hali, dansın ritmine bırakılan yüksek nabzı işaret ediyor. Ayrıca albüm adını bir kısa öyküden almış olsa da o kısa öykü de İngiltere’de yerleşmiş bir deyimden alıyor. İngiltere sınırları içerisinde ya da İngiltere vatandaşı birinden The fat of the land deyimini duyduysanız, hali vakti yerinde, sağlığı ve ekonomik durumu iyi birinden bahsedildiğiniz anlayabilirsiniz.

“The Fat of the Land” ile Gelen Küresel Devrim

Albüme döndüğümüzdeyse, tek bir boş şarkının olmaması, hatta değil boş şarkı, boş tek bir saniye ya da ritmin olmaması kolay kolay denk gelinecek bir şey değil. Günümüze kadar dünya çapında 10 milyondan fazla fiziksel kopya satan albüm, Birleşik Krallık’tan, Avrupa’ya girdiği her listenin 1 numarasına ulaştı. Hatta 1998 yılında, Guinness Rekorlar Kitabı’na, Birleşik Krallık tarihinin en hızlı satan dans albümü olarak girmeyi bile başardı.

Albümün alametifarikasına geldiğimizdeyse, doksanlar İngiltere’sini, ötekileştirilmiş insanların haklı öfkesini ve karşı konulamaz bir dans isteğini duyuyoruz. ‘Smack My Bitch Up’ şarkısının teması ve sözlerindeki şiddet ögeleri, grubu mizojinist (kadın düşmanı) olma suçlamalarıyla karşılaştırsa da bu suçlamalardan aklanmayı başardılar; albümün başarısını etkilemedi.

Shahin Badar, Crispian Mills, Kool Keith, Saffron, Gizz Butt, James Davies, Pearl Jam davulcusu Matt Cameron ve Rage Against the Machine’den Tom Morello’nun konuk olduğu albüm, şöhretler müzesinden hallice bir kadroya sahip. Keith Flint ve Liam Howlett’in hem yaratıcılık hem de icra anlamında kariyerinin zirvesi olan 1996-2000 döneminin ölümsüz ve her geçen gün daha da canlanan hali “The Fat of the Land”.

  • Albüm puanım: 10/10
  • Tür: Electronic
  • Plak aldıran şarkı: Breathe

Ürün sayfası ve detaylar için Beatsommelier websitesine göz atabilirsin!

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir