Sıfırdan Zirveye… Türkiye’nin Eurovision’daki 50 Yılı 3. Bölüm (2000-2012)

Batıkan Baksı
Okuma Süresi: 18 Dakika

Türkiye, Eurovision yolculuğunda 25 yılı geride bırakmıştı 2000’lere gelindiğinde. Çeyrek asırlık bu macerada çok kez düşmüş, bazen umutlanmış, bir kez de 1997’deki Şebnem Paker & Grup Etnik’in aldığı dereceyle adını ilk 3’e yazdırmıştı Eurovision sahnesinde. 2000’ler, dünya tarihinde olduğu gibi Türkiye’de de sayısız yeniliğe ve değişime gebeydi ki, bunlardan birisi de ülkenin ilerleyen yıllarda Eurovision’dan çekilmesi olacaktı. Arkasında 1999 Marmara Depremi’ni bırakan, büyük ekonomik bir buhranla boğuşmaya başlayan ve yıllardır bir gidip bir gelen siyasi aktörleri yavaş yavaş siyaset sahnesinden silmeye hazırlanan Türkiye, 2000’lerle birlikte çehresinin de değişeceği yılları karşılıyordu. Peki Eurovision’a katıldığımız son yıllarda karnemiz nasıldı? 

Eurovision’daki hüsranın son yılları: 2000-2001-2002

Şebnem Paker

Şebnem Paker ve Grup Etnik’in ‘Dinle’ ile aldığı 3.lük derecesinden sonra yarışmaya inancı biraz daha artan Türkiye, popüler olmayan isimleri yarışmaya gönderme konusundaki politikasına devam ediyordu. Bu elbette tartışılır bir karardı ama 2002, Türkiye’nin bir sene hariç bir daha bunu uygulamayacağı bir döneme girdiği yılı temsil ediyordu. Ayrıca 2002 yılında Türkiye, Dünya Kupası’nda 3. olmuş, beklenmedik bir erken seçimle siyasi olarak büyük bir değişime uğramış; dünya üzerindeki yeniden konumlandırmasını da belirlemenin eşiğindeydi. 2000 yılında Pınar Ayhan & Grup SOS, ‘Yorgunum Anla’ şarkısıyla 10. olmuş, 2001 yılında Sedat Yüce’nin ‘Sevgiliye Son’ şarkısı 11. liğe oturmuş ve 2002’de Buket Bengisu & Grup Safir’in, ‘Leylaklar Soldu Kalbinde’ şarkısıyla 16. olarak makus talihine son verecek 2003’e doğru yürüyordu Türkiye.

Olmaz denilen oldu: Türkiye’nin ilk Eurovision birinciliği (2003)

Sertab Erener

Türkiye, Eurovision’daki bu başarısız sonuçlardan artık çok sıkılmıştı. Köklü bir değişikliğe niyetlenen memleket, Eurovision’da da yüzünü yeniden batıya çevirmeliydi. Bunun için gerekli şeylerden birisi de popüler isimlerin Eurovision’da boy göstermesi olacaktı. Kulislere göre Tarkan, Candan Erçetin, Sezen Aksu ve Sertab Erener ile görüşülmeye başlanması, bazı çevrelerde de büyük heyecan yaratmıştı ki Sertab Erener, bir cesaret örneğiyle bu teklifi kabul etmişti. Şarkıyı yazmak için çok da uzun bir zamanı yoktu Erener’in. Türkiye’yi Eurovision’da temsil edecek bu şarkıyı Demir Demirkan ile yazmaya karar verince, ikili masa başına oturdu ve ‘Every Way That I Can’ şarkısının bestesini neredeyse 40 dakika gibi kısa bir sürede yapıverdiler. Düzenlemesini Ozan Çolakoğlu’nun yaptığı şarkının yarışmada kullanılan versiyonu ise Fransız aranjör Galleon’un yaptığı düzenleme olacaktı. Şarkının İngilizce olması o dönem TRT’nin de çok hazırlıklı olduğu bir durum değildi ancak süreç de çok hızlı yürütüldüğü için TRT, Sertab Erener’in İngilizce söyleme şartını kabul etmişti. Bu durumun sonucunda TDK’dan büyük bir eleştiri alan şarkı, o dönemler AKP’de siyaset yapan Suat Kılıç tarafından meclise de taşınmış, bu durumun Türk kültürünün iyi temsil edilemeyeceğini savunmuştu. Ancak bu çabalar nafile bir sonuç elde etmiş, İngilizce bir şarkıyla katılmanın  kamuoyunda olumsuz bir karşılığı olmamıştı. Ancak buna rağmen Avrupa’da büyük bir ilgiyle karşılanan şarkı, Türkiye’deki radyolarda beklenen ilgiyi görmemişti. Sertab Erener, Letonya’nın başkenti Riga’da gerçekleşen 48. Eurovision için harika bir koreografi hazırlamış; Christina van Leyen, Anja von Geldern, Claudia Kraxner ve Özge Fışkın’dan oluşan dansçılarıyla geceye damga vurmak üzere 4. sırada sahneye çıkmıştı. Sıra 26 ülkenin vereceği oylardaydı ve 167 puan alan Erener, Türkiye’ye ilk kez Eurovision 1.liği kazandırmıştı. Sertab Erener’i adeta ulusal bir kahramana çeviren bu başarının ardından dönüşte de Türkiye kafilesinin uçağına F-16’lar eşlik etmişti. Bu başarı, Türkiye’nin turistik değerini artıracak; 2004’te 49. Eurovision, İstanbul’da yapılacaktı ayrıca.

İstanbul sokaklarında Eurovision coşkusu! (2004)

Athena

Türkiye, 28 yıldır kapısını aşındırıp bir türlü istediği sonuca ulaşamadığı Eurovision’da sonunda şeytanın bacağını kırmış, birinci ülkeler arasına adını yazdırmıştı. Şimdi sırada İstanbul’da Eurovision’a ev sahipliği yapmak vardı. Bunun için yarışma yaklaştıkça özel PR çalışmaları başladı, otobüslerin üzerine bile Eurovision logoları ve reklamları yerleştirildi. Sertab Erener ile yakalanan rüzgarı yok etmeye hiç niyeti yoktu o yıl TRT’nin. Bunun doğrultusunda da direkt olarak Athena’nın Eurovision’a gönderilmesine karar verildi ve gruptan 3 eser istendi. İngilizce şarkının yakaladığı başarı gözardı edilmedi ve bu şarkıların yine İngilizce olmasına önem verildi 2004’te. ‘I Love Mud On My Face’, ‘Easy Man’ ve ‘For Real’ adındaki şarkıları besteleyen Athena’nın ‘For Real’ şarkısı açık ara bir farkla oylamayı kazandı ve Eurovision’a bu şarkıyla gidildi. Buram buram ska kokan şarkı, buradan da batı müziğinden de esintiler taşıyordu ve aslında Eurovision için biçilmiş kaftandı. Yarışma 15 Mayıs 2004 günü Abdi İpekçi Arena’da gerçekleşmiş, ev sahibi Athena sahneye 22. sırada çıkmıştı. Türkiye’nin Eurovision tarihindeki en yüksek puan olan 195 ile 4. sıraya yerleşen Athena, sahneye olan hakimiyetini bir kez daha göstermiş tüm seyircileri coşturmuştu. O yıl Türkiye’ye gelip Ukrayna’yı temsil eden Ruslana, 280 puan alarak ülkesine birincilik derecesini götürürken, Türkiye peş peşe kazandığı iyi sonuçları 50. Eurovision’da da göstermeyi planlıyordu. Acaba öyle olacak mıydı?

Başarı serisine nazar değerse: Rimi Rimi Ley (2005)

Gülseren

Türkiye, Eurovision’daki 30. yılını Kiev’de gerçekleşecek 50. Eurovision Şarkı Yarışması’nda kutlayacaktı. Ancak TRT, son 2 yıldaki finalist atama geleneğini bırakarak, eskiden olduğu gibi müzisyenlerden gelecek besteler arasından seçim yapmaya karar vermişti. Ayrıca şarkıların Türkçe olması koşulu da belirlenmişti. Gelen şarkılar arasından 7 şarkıya karar veren jüri; Melih Kibar, Garo Mafyan, Semiha Yankı, İzzet Öz, Tülay İlter Sunar ve Tevfik Kadri başta olmak üzere 17 kişiden oluşmuştu o sene. 2001 yılında Türkiye’yi temsil eden Sedat Yüce’nin de yer aldığı finalistlerin arasından Erdinç Tunç’un bestesini yaptığı Göksan Arman’ın sözlerini yazdığı ‘Rimi Rimi Ley’ yapılan oylamada 13 kişiden oy alarak Eurovision’a katılmaya hak kazanmıştı. Ancak daha ilk andan itibaren büyük eleştirileri üzerine çeken şarkı, Türkiye’ye ilk sıfır puanla dönen şarkısı ‘Opera’dan bile kötü olarak anılmıştı. Tıpkı ‘Every Way That I Can’ gibi meclise bu sefer CHP milletvekili Nail Kamacı tarafından taşınan şarkıya gelen eleştiriler, Türkiye’yi temsil edecek olan Gülseren’i de çok fazla etkilemiş, yarışma öncesinde büyük bir moral bozukluğu yaratmıştı kendisinde. Herkesin görüşü, Gülseren’in ‘Rimi Rimi Ley’ ile çok kötü bir sonuç alıp ülkeye döneceği yönündeydi. Nitekim beklenen de oldu ve Gülseren; Kiev’de gerçekleşen 50. Eurovision’da 92 puan alarak yarışmayı 13. sırada tamamladı. Bu sonuç, Türkiye’nin gelecek yıl yarı finale girmek zorunda kalmasına da sebep olurken, Türkiye’nin başarı serisi de sekteye uğramıştı. 23 Mayıs 2005 tarihinin Milliyet Gazetesi’nde ‘Gülseren’e bu puan çok bile’ diye acımasız bir başlık atılmış, yolu Eurovision’dan geçen önemli isimler de Gülseren’i oldukça yoğun şekilde eleştirmişti. Türkiye’nin ‘Rimi Rimi Ley’den sonra yeniden yükselişe geçmesi için 2 seneye daha ihtiyacı olacaktı.

Finalist yeniden TRT tarafından belirlenirse! (2006)

Sibel Tüzün

Türkiye, 2005’teki ‘Rimi Rimi Ley’ vakasından sonra moralini çok bozmadan; 2003 ve 2004’teki başarı serisini devam ettirme gayesindeydi. Bunun için de tıpkı o yıllarda olduğu gibi finalistin direkt TRT tarafından atanmasında karar kılınmıştı. Bu süreçte de Sibel Tüzün ile anlaşan TRT, 2006 yılındaki 51. Eurovision’a Tüzün’ün sesiyle katılacaktı. Ancak 2003 ve 2004 yıllarından farklı olarak yine Türkçe bir şarkı yazılacak ve sahnede bu söylenecekti. Söz ve müziğini Sibel Tüzün’ün, düzenlemesini ise Taşkın Sabah’ın yaptığı ‘Süperstar’ın lanse edilmesiyle eleştiri yağmuruna tutulan Tüzün’ün şarkısı maalesef pek de beğenilmemişti. Burada en önemli konu ise Sibel Tüzün’ün sesi ve vokalinin oldukça başarılı bulunması ancak şarkının sönük ve vasat olarak anılmasıydı. Tüzün’ün önünde bu eleştirilerin dışında bir de yarı final gibi bir sınav da vardı. Çünkü bir önceki sene aldığımız 13. lük derecesi yüzünden Türkiye, yarı finale katılmaya mahkum olmuştu. 9. sırada yarı finalden finale yükselen Tüzün ve ekibi için Atina’daki Olimpik Kapalı Salon’da gerçekleşecek 51. Eurovision’da Süperstar’a getirilen eleştirilerin önüne geçme fırsatı verilmişti. Tüzün’e göre bu şarkının ilk 5’e girmesi mümkündü ancak beklenen olmadı ve Süperstar, 91 puanla 11. olarak Eurovision’ın 2006 etabını tamamladı. Bizim aklımızda da o yıldan Sibel Tüzün ve Lordi’nin vokalisti Mr. Lordi ile olan final fotoğrafı kaldı. 

Türkiye, Eurovision’da yeniden İngilizce’ye dönüyor! (2007)

Kenan Doğulu

Önceki 2 yılın getirdiği hüsran “acaba Eurovision başarısızlığı yeniden geri mi dönüyor” endişesiyle birleşmişti. Elbette bunun önüne geçmek gerekirdi; düşünsenize Türkiye’de bir Eurovision finali yapılmışken, memleket nasıl yeniden sonunculuğa doğru yürüyebilirdi? Hâl böyleyken, TRT de 2007’de farklı bir seçenekle hem Türkiye’nin hem de Eurovision komünitesinin önüne çıkmak istemişti. Kenan Doğulu’ya gönderilen teklifin söylentileri ayyuka çıkmaya başlamışken 2006 yılının son günlerinde bu durum kesinleşti ve Doğulu’nun Finlandiya’ya uçacağı açıklandı. Kenan Doğulu, hazırlayacakları şarkıların İngilizce olacağını ancak araya Türkçe laflar da sıkıştıracağını söylemişti. Hatta Doğulu’ya göre “Eurovision şarkısının Türkçe olması eski kafaların düşüncesi”ydi ve bu söylemi başta TDK olmak üzere geniş kitlelerden büyük tepki çekmişti. Şarkının lansman günü geldiğinde Kenan Doğulu, TRT’nin Tepebaşı stüdyolarında ‘Shake It Up’ı tüm memlekete duyurdu, ardından büyük çoğunluğu olumlu olmak üzere eleştiriler de geldi tabii. Bu şarkının üretim sürecinde Sezen Aksu’dan da el alan Kenan Doğulu, tam da dediği gibi İngilizce sözlerin arasına Türkçe sözler de sıkıştırmış ve bu formülün Türkiye’yi finale taşıyacağı düşünülmüştü kamuoyu tarafından. Oryantalist dokuları da eksik olmayan şarkı, tıpkı bir önceki sene olduğu gibi yarı finalde yarışacaktı ilk başta. Şarkıdan çok Kenan Doğulu’nun Finlandiya’da sahneye çıkarken giyeceği 300 bin Euro’luk kıyafetin de gündeme geldiği yarı finali Kenan Doğulu, 197 puanla 3. olarak tamamlarken; 52. Eurovision Şarkı Yarışması’nın finalinde 163 puan alıp 4. olarak Türkiye’yi o aradığı heyecana yeniden kavuşturmuştu. 

4 sene sonra Türkiye’den rock grubu daha Eurovision’da! (2008)

Mor ve Ötesi

2000’lerin ortaları Türkiye’de büyük rock patlamasının da olduğu yıllara denk geliyor. Nasıl ki 90’larda erken uyananın popçu olduğu bir müzik ortamı varsa, 2000’lerde de rockerlar için bu popülerlik söz konusuydu. 2006 yılında da Eurovision’u kazananın bir metal grubu olduğu da düşünüldüğünde Türkiye’nin de bu popülerlikten yararlanması gerekirdi. Hatta hatırlayanlar olacaktır; 2007-2008-2009 yıllarında sık sık anketler açılır, Eurovision adaylığı için Şebnem Ferah, Hayko Cepkin, Pentagram, Duman gibi isimler anılırdı. Ki Hayko Cepkin, bu iddialar sonucunda 2007 yılında verdiği bir röportajında Eurovision’a katılması konusunda gelecek herhangi bir teklifi kabul etmeyeceğini söylemiş, “bence Müslüm Gürses gitsin, yıksın orayı” diyerek durumu biraz yumuşatmıştı. 2008 yılında da TRT, rock müziğin toplum üzerindeki etkisini görmüş olmalıydı ki Sırbistan’da gerçekleşecek 53. Eurovision Şarkı Yarışması’na mor ve ötesi’ni gönderme kararı aldı. Bu sefer TRT tarafından dil sınırlaması konulmamış olsa da Harun Tekin, Türkçe üzerinde kurdukları hakimiyeti dile getirerek şarkıyı Türkçe hazırlayacaklarını vurgulamıştı. Bunun sonucunda TDK’nın da bir tebrik mektubu gönderdiği grup, ‘Deli’ adını verdikleri şarkıyı 15 Şubat 2008 tarihinde kamuoyuyla paylaşmış, birçok müzik otoritesinden de tam not almıştı. ‘Deli’nin ilgi çeken klibinde Şekip Davaz’ın 40 Hokkabaz projesini kullanan mor ve ötesi, Osmanlı’daki bir rivayete de göz kırpmış; klibin yönetmenliğini de Ezel Akay üstlenmişti. Grup, finalden önce ilk olarak yarı finale katılacaktı ki bu aşamayı kolayca geçeceğine hiç şüphe yoktu mor ve ötesi’nin. 85 puan alarak 7. sırada yarı finali aşan mor ve ötesi, 53. Eurovision Şarkı Yarışması’nın final gecesinde de 138 puan alıp 7. olarak ülke topraklarına dönmüştü. 272 puanla birinci olan Rusya, gelecek sene bakalım Türkiye’den kimi sahnesinde ağırlayacaktı?

54. Eurovision için TRT’den beklenmedik bir tercih! (2009)

Hadise

Rusya’da gerçekleşecek olan 54. Eurovision için Şebnem Ferah’ın adıyla birlikte Hepsi ve Gökhan Özen de konuşuluyordu. Sertab Erener de kendi adayı olarak Şebnem Ferah’ı lanse ediyordu. 2009 yılının son günlerinde “Benim Adım Orman” albümünü de çıkarmaya hazırlanan Şebnem Ferah, uzun bir aradan sonra geri dönecekti ve Türkiye’de rock müziğin kredisi hâlâ çok yüksekti. Ancak TRT, Şebnem Ferah ile Hadise arasında bir seçim yaptı ve Hadise’yi Rusya’ya göndermeye karar verdi. 2008 yılının Kasım ayında Hadise’yi Eurovision’a göndereceğini duyuran TRT’nin bu kararından sonra sırada şarkı hazırlıkları vardı ve Hadise, Sinan Akçıl, Stefaan Fernande tarafından yazılan sözlere Sinan Akçıl’ın yaptığı beste ile ‘Düm Tek Tek’ ortaya çıkmıştı. Türkiye’nin 2009’u karşılamaya hazırlandığı 31 Aralık 2008 gecesi TRT ekranlarında söylenen hem batılı hem de buranın ezgileriyle dolu bu şarkı, ilk intiba olarak güzel bir etki bırakmıştı müzik çevrelerinde. Bazı kesimler tarafından Hadise’nin lansman gecesi giydiği kıyafetler ve koreografi erotik bulunsa da TRT, Hadise’nin arkasında durmuş ve bu kriz de böylece aşılmıştı. Şarkının klibi Metin Arolat tarafından çekildi ve Hadise, 12 Mayıs akşamı gerçekleşecek yarı finaller için Rusya’nın yolunu tuttu. 172 puan alarak yarı finalden 2. sırada çıkan Hadise, 16 Mayıs’taki finalde ise 177 puan aldı ve 4. lükle Türkiye’yi yeniden ilk 5’e sokmuş olmanın gururunu yaşadı.

Eurovision hikayemiz sona yaklaşırken… (2010)

MaNga

Hadise’nin 4. lüğü Türkiye’ye bir moral aşılamış, 2010 yılında Türkiye’nin Eurovision’a yine bir popçu mu yoksa rocker bir isim gönderip göndermeyeceği konuşulmaya başlanmıştı. Kulislerde Emre Aydın’ın adı geçiyordu. Ancak, TRT bir sürpriz yaptı ve o yıl Eurovision’a maNga’yı göndermeye karar verdi. Yarışma o yıl Norveç’in Oslo kentinde gerçekleşecekti ve maNga’nın adı 2010’un Ocak ayında açıklanmıştı. Grubun yarışmaya 4 ayı olacağı için elini de çabuk tutması gerekiyordu. Ekip, bestelediği 3 şarkıyı TRT’ye teslim etti ve TRT, ‘We Could Be the Same’ şarkısını seçerek, Oslo biletini maNga’ya verdi. Şarkı, hem maNga’dan alışık olunan rock öğelerine  (ancak daha çok pop-rock) hem de oryantalist bir yapıya sahipti. Bu da aslında Türkiye’nin Eurovision birinciliğini sağlayan ‘Every Way That I Can’ ile benzerlikler taşıyordu. Şarkı lanse edildikten sonra dinleyenler tam olarak ikiye bölündü ve beğenenler ile beğenmeyenler; olumlu-olumsuz eleştirilerini ortaya koydu. maNga, Oslo’da 27 Mayıs tarihinde yarı finale çıktı ve burada 118 puanla 1. olarak finale yükseldi. 29 Mayıs tarihinde gerçekleşen final gecesinde ise 170 puan almış, 2. olarak 55. Eurovision’u tamamladı. Türkiye, 2011 yılında Yüksek Sadakat’ın ‘Live it Up’ şarkısıyla yarışmaya katılmış olsa da yarı finali geçemediği için o yıl finale gidemedi.

Türkiye, Eurovision sahnesinden son kez geçiyor… (2012)

Can Bonomo

1975 yılında Semiha Yankı ile başlayan Eurovision maceramız; düşüşlerle beraber yükselişleri de peşinden getirmişti. 37 yıl boyunca birkaç yıl dışında sahnesinde sürekli boy gösteren Türkiye, 2012’ye geldiğinde Eurovision’a epey tepkiliydi. Yarışmanın taraflı ve siyasi olduğunun düşünülmesi dışında, tırnak içinde bizim ahlaki değerlerimize uygun olmadığı da vurgulanıyordu kimi çevrelerce. O yıl Eurovision’a son kez gideceğimizi bilmediğimiz bir yıldı ve TRT, Can Bonomo’yu 57. Eurovision’a göndermeye karar verdi. 9 Ocak 2012 tarihinde duyurulan bu kararı, 22 Şubat 2012 tarihinde yayınlalan ‘Love Me Back’ şarkısı takip etti ve şarkı yine buram buram bu toprakların müziği kokuyordu. Söz ve müziğini Can Bonomo’nun yaptığı şarkı tamamen İngilizce’ydi ve şarkının sahne gösterisini Sertab Erener ve Elena Paparizou için de kareograflık yapan Candaş Baş hazırladı. Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleşen 57. Eurovision Şarkı Yarışması’nın yarı finalinde 80 puan alarak 5. olan Bonomo, son kez katıldığımız Eurovision’un o yılki final gecesinde 112 puanla 7. olmuştu. Türkiye, tam 13 yıldır Eurovision’dan uzak. Her sene büyük bir heyecanla beklediğimiz, televizyon karşısında hem diğer ülkelerin şarkılarını dinleyip hem de kendi yarışmacımızı merakla takip ettiğimiz bu yarışma; bizim için yalnızca bir yarışma değil aslında 50 yıllık kültürel de bir kod. İlerleyen yıllarda Eurovision sahnesine yeniden döner miyiz dersiniz?

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir