Bruce Springsteen – Born to Run (1975)

Bruce Springsteen, 1975’te Born to Run’i kaydederken yazım ve miks sürecinde o kadar bunaldı ki albümden nefret etmeye başladı. Hatta yayımlamaktan tamamen vazgeçmeyi bile düşündü. Sonradan, tamamlandığında dinlemeye bile tahammül edemediğini, Columbia’ya albümü çıkarmayacağını söylediğini ve bunun yerine The Bottom Line’daki konseri kaydedip yeni şarkılarla bir canlı albüm yapmayı önerdiğini itiraf etti.
Jay-Z – In My Lifetime, Vol. 1 (1997)

Jay-Z, ikinci albümü In My Lifetime, Vol. 1’in radyo için yazılmış şarkılar yüzünden kendi ruhunu tam yansıtmadığını düşünüyor. 2009’da bu albümü dinlemediğini, çünkü işi mahvettiğini hissettiğini söyledi. Ona göre içinde harika parçalar var ama radyoya oynama çabası yüzünden arka arkaya iki klasik çıkarma şansını kaçırdı. Hatta albüm çaldığında rahatsız olduğunu ve onu “kaçırılan fırsat” olarak gördüğünü de ekledi.
Foo Fighters – One by One (2002)

Foo Fighters’ın dördüncü stüdyo albümü One by One, 2002’de hem ticari hem eleştirel başarı yakalayıp Grammy bile kazandı. Buna rağmen solist Dave Grohl, albümü aceleye getirildiği ve yeterince iyi yapılmadığı için sevmediğini söyledi. Hatta yalnızca birkaç şarkıyı beğendiğini, geri kalanını ise bir daha hiç çalmadığını ve sürecin baştan sona fazla hızlı ilerlediğini itiraf etti.
Eminem – Encore (2004)

Eminem, 2000’ler boyunca ciddi bir reçeteli ilaç bağımlılığıyla mücadele etti ve 2003 ile 2008 arasında yayımladığı işlerin en iyi dönemini yansıtmadığını kabul etti, özellikle de Encore için bunu söylüyor. Geriye dönüp baktığında bazı vasat işler çıkardığını belirten Eminem, Encore’u yaparken bağımlılığının kontrolden çıktığını, Los Angeles’ta stüdyoda fazla hap alıp kafası iyiyken bazı şarkıları bu ruh haliyle kaydettiğini anlatıyor.
Morissey – Kill Uncle (1991)

Morrissey, ikinci solo albümü Kill Uncle’a oldukça mesafeli yaklaşıyor. 1991 tarihli bu kaydı yazıp kaydederken kendi sınırlarına çarptığını düşünen Morrissey, 2014’teki otobiyografisinde albümü “solgun ve tatsız” hatta “stüdyo müzisyenleriyle mumyalanmış” gibi sözlerle sert biçimde eleştirmişti.
Weezer – Pinkerton (1996)

Los Angeles çıkışlı Weezer’ın ikinci albümü Pinkerton ilk çıktığında ne ticari ne de eleştirel başarı yakaladı; hatta bazı dinleyiciler tarafından yılın en kötülerinden sayıldı. Zamanla kült bir hayran kitlesi oluşsa da grup beş yıl aradan sonra 2001’de Weezer (Green Album) ile döndüğünde solist Rivers Cuomo, iki albümün sürekli kıyaslanmasından rahatsız oldu. Pinkerton’ın etrafındaki kült ilgiyi hayatındaki en can sıkıcı şeylerden biri olarak tanımlayan Cuomo, albümü hasta bir ruh hâlinin ürünü gibi gördüğünü ve o şarkıları bir daha çalmak ya da duymak istemediğini söyledi.
Oasis – Be Here Now (1997)

Oasis gitaristi Noel Gallagher, grubun en kötü albümünün Be Here Now olduğunu düşünüyor. Albümü, stüdyoda umursamazca kaydedilmiş bir iş olarak tanımlarken şarkıların gereğinden fazla uzun, sözlerin zayıf olduğunu ve Liam sustuğu her anın abartılı gitar riff’leriyle doldurulduğunu söyleyerek oldukça sert bir eleştiride bulunmuştu.
Drake – Thank Me Later (2010)

Drake’in 2010 çıkışlı ilk albümü Thank Me Later büyük bir ana akım başarı yakalasa da sanatçı, albümün aceleye geldiğini ve tam anlamıyla içini sindiremediğini söylüyor. Daha fazla zamana sahip olsaydı çok daha iyisini yapabileceğine inandığını belirten Drake, bu yüzden 2011’de yayımladığı Take Care ile daha güçlü ve bütünlüklü bir iş ortaya koymaya çalıştı.
R.E.M. – Around The Sun (2004)
R.E.M., 2004’te yayımladığı on üçüncü stüdyo albümü Around the Sun ile hem eleştirmenlerden karışık yorumlar aldı hem de 1988’den beri ilk kez Billboard 200’de ilk 10’a giremedi. Grup üyeleri albümden o kadar memnun kalmadı ki şarkılar genellikle konser setlistlerine dahil edilmedi. Gitarist Peter Buck, stüdyoda aylarca çalışıp işi adeta tüketene kadar zorladıklarını, ortaya da materyalden sıkılmış bir grubun kaydı gibi, dinlemesi zor bir albüm çıktığını söylemişti.



