Damon Albarn’ın her sene farklı bir müzikal personasını besleyip onun üzerinden kendini var ettiği senelerden biriydi 2021. Pandemi sebebiyle uzun zamandır sahnelerden uzak kalan Albarn, kendi içine kapanmış, huzurunu ve hikayesini İzlanda’da bulmuştu.
Damon Albarn’ın İzlanda İlhamı ve Solo Albüme Giden Yol

Normal şartlarda, İzlanda’ya olan gezileri ve orada yaşayarak geçirdiği zamanların yansıması olarak, orkestral bir parça yapmayı hedeflemiş Albarn.
Ancak pandeminin yansıması olarak İzlanda’daki buzullar, uçsuz bucaksız yeşil kara parçaları ve harika doğayı gören Damon Albarn’ın zihni, 7 yıl sonra solo bir albüm çıkarmasının daha mantıklı olacağını fark etmiş.
2014’te çıkardığı “Everyday Robots”, Damon Albarn’ın ilk solo albümü olmasının yanı sıra Blur, The Good, The Bad & the Queen ve erken dönem Gorillaz işlerinden dokuları olan, her yönüyle müzisyeni hatırladığımız oldukça başarılı bir işti.
Nearer Fountain: İzlanda’nın Melankolisi, Doğa Ağıtı ve Albarn’ın Olgun Dönemi
“Nearer Fountain” ise İzlanda’nın melankolisi ve yarattığı sonsuzluk hissiyle bezenmiş, tamamen farklı bir albüm. Adını, 1800’lerin ilk çeyreğinde yaşamış İngiliz doğa şairi John Clare’in “Love and Memory” şiirinden alan “Nearer Fountain”, insanın doğaya verdiği zararla yüzleşmesinin bir sonucu.
Bir başka deyişle Albarn’ın, doğaya, buzullara ve insanlığa yakmış olduğu bir ağıt. Ki İzlanda’da bulunan bir adayı sahiplenen Albarn, bu hamlesinin mükafatı olarak İzlanda hükümeti tarafından vatandaşlıkla onurlandırıldı. İzlanda’da seçim olunca oy verebiliyor diye biliyoruz…
Transgressive Records etiketiyle 2021’in son günlerine yetişen albümün tamamı, Damon’ın pandemi zamanında evine kapanıp çalışmasının sonucu. Çok daha minimal ve yaylıların bolca kullanıldığı albümün mihenk taşı Albarn’ın ilerleyen yaşına rağmen sesini, kolay kolay duymadığımız kadar iyi kullanması.

Bu noktada Alman kondüktör Andre de Ridder’in, albümün ruhuyla kurduğu bağ ve düzenlemeleri önem taşıyor. de Ridder ve Freiburg Filarmoni Orkestrası’nın katkısının yadsınamayacağı albümün, Albarn’ın Blur zamanında edindiği akılda kalıcılık kısmı, şarkılarla kurulan bağı güçlendiriyor.
Radyo dostu bir albüm olduğunu söylemek kolay değil. Çünkü albüm, zamanınızı ve dikkatinizi istiyor. Karşılık verdiğinizdeyse, kendinizi 40 dakikalık bir İzlanda doğası simülasyonunda Damon Albarn’ın rehberliğinde buluyorsunuz. Bir müziksever daha ne ister?
- Albüm puanım: 7/10
- Tür: Art pop
- Plak aldıran şarkı: Darkness To Light
Ürün sayfası ve detaylar için Beatsommelier websitesine göz atabilirsin!


